Çünkü 15 Temmuz, yalnızca bir darbe girişimi değil; milletin iradesine, devletin bekasına ve ortak vicdanına karşı işlenmiş örgütlü bir ihanettir.
O gece necip milletimiz göğsünü siper ederek tarih yazdı; karanlığa geçit vermedi. Fakat bu ihanet; sadece canlarımızı aramızdan almadı. Bir nesli mankurtlaştıran, nice ocağı söndüren, gök ekini biçercesine umutları hedef alan derin yaralar da bıraktı.
Ancak 15 Temmuz'u asıl ibret vesikası yapan, o geceden sonra başlayan süreçte ortaya çıkan gerçeklerdi… 2018-2023 yılları arasında TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi resmi görevli sıfatıyla; Sincan ve Silivri başta olmak üzere kritik FETÖ davalarını Sincan/Silivri’de mahkeme salonlarında takip ettik...,
Resmi görevle TBMM’adına komisyon olarak gittiğimiz bir çok cezaevinde, farklı suçlardan ceza almış tutuklu ve hükümlülerle birlikte, FETÖ terör örgütü mensuplarıyla da görüşmeler yaptık, yaşananlara bizzat şahit olduk…
Gördüğümüz tablo şuydu: Gölbaşı'nda kahraman polislerimizi şehit eden hainlerde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü katliamını gerçekleştirenlerde, TBMM’ni bombalayanlar da..., bu emirleri verenler de, aynı çizgide buluşuyordu. Hiçbiri suçunu kabul etmedi. Hiçbiri pişmanlık göstermedi.
Çünkü ihanetin en büyük gücü inkârdır!
Bu yaşanmışlıklar bize bir gerçeği öğretti:
Evet darbe bitti; fakat onu doğuran zihniyetin izleriyle mücadele devam ediyor, etmek zorundadır…
Çünkü ibret alınmayan her felaket, başka suretlerde yeniden kapıya dayanır.
Bu sebeple 15 Temmuz sadece geçmişin acısı değil; geleceğin sorumluluğudur.
Unutmayacağız. Unutturmayacağız. Çünkü unutulan ihanet, tekrarlanır…’’
TARİHE NOT, BAZI GECELER SABAHLA BİTMEZ!-