BAYRAM SABAHI MEMURUN EVİNDEYİZ

Abone Ol

Hayatın değişmeyen gerçeklerinden biri de ölümdür. İnsan, bu gerçekle er ya da geç yüzleşir. Ancak ölümün bıraktığı acı, paylaşıldıkça hafifler. Nitekim büyüklerimiz boşuna söylememiştir: “Acılar paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça çoğalır.”

İşte bu yüzden insanlar zor günlerinde dostlarını, akrabalarını ve tanıdıklarını yanlarında görmek ister. Böyle zamanlar sadece acının paylaşıldığı günler değildir; aynı zamanda dostlukların sınandığı, kırgınlıkların onarılabildiği en önemli anlardır.

Bazen sizi sevmeyen ya da size kırgın olan birinin böylesi zor günlerinde yanında olmanız, yıllardır kapanmayan mesafeleri bir anda ortadan kaldırabilir. İnsan kalbi böyledir; samimi bir dokunuş, çoğu zaman uzun sözlerden daha etkili olur. Bu nedenle böylesi günleri iyi değerlendirmek gerekir.

Yıllar önce Mustafa Demir Bey, Osmancık İlçe Millî Eğitim Müdürü olarak görev yapıyordu. Kurumda çalışan memurlardan Kadriye Hanım’ın eşi, bayramdan kısa bir süre önce genç yaşta hayatını kaybetti. Anadolu insanı için eş kaybı, adeta dünyanın yarısının yıkılması gibidir.

Bu acı olay üzerine İlçe Müdürü Mustafa Bey, şube müdürü Erhan Bey’i odasına çağırdı ve şöyle dedi:

“Bayram sabahı çoluk çocuk bizim memurun evinde olacağız. İlk bayramında acısını paylaşalım, yanında olalım.”

Bayram sabahı geldiğinde başka hiçbir yere uğramadan doğruca memurlarının evine gittiler.

Belki onlar için sıradan bir insani davranıştı. Fakat aradan geçen yıllar, bu davranışın ne kadar değerli olduğunu daha iyi gösterdi. Mustafa Bey’in Osmancık’tan ayrılmasının üzerinden yirmi beş, hatta otuz yıl geçti. Buna rağmen bu güzel davranış hâlâ unutulmadı. Aile sohbetlerinde zaman zaman konu açıldığında o incelik dolu hatıra yeniden anlatılır.

Kim bilir… Belki de yıllar sonra birileri çıkar ve bu güzel davranışı bir gazete köşesinde yeniden hatırlatır.

Atalarımızın “Bir iyilik de bir kötülük de unutulmaz” sözü işte tam da bunu anlatır. İnsanlar yaptıklarıyla hatırlanır. İyilikle de anılabilirler, vefasızlıkla da… Hangisinin tercih edileceği ise çoğu zaman bizim elimizdedir.

Ne yazık ki bugün, emrinde çalışan bir personelin cenazesine katılamadığı gibi telefonla bile başsağlığı dileyemeyen yöneticilerin var olduğunu da biliyorum. İnsan bazen makamların büyüdükçe kalplerin küçüldüğünü düşünmeden edemiyor.

TAVSİYE: ‘Bir Ömrün Sessiz Notları’ kitabımı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.