Batının Demokrasi Anlayışı ve Mısır Darbesi

Abone Ol
Hatırlayacak olursanız iki hafta önceki yazımda Mısır darbesine değinmiştim. Aradan geçen süre zarfında, Mısırda yaşanan vahşet olayları doruk noktasına ulaştı. Gezi olayları sürecinde Türkiye’yi aşırı güç kullanımıyla suçlayan demokrasi ve insan hakları savunucuları her nedense Mısır’da sessiz kalmayı tercih ediyorlar.
Öncelikle şunu belirtmek isterim hiçbir şekilde demokratik hakkını arayanlara karşı aşırı güç kullanımı tasvip etmiyorum. O sebeple yazdıklarım lütfen farklı noktalara çekilmesin. Sadece benzetme yapmak için örneklendiriyorum.
Hatırlarsanız, Toma'nın önüne siper olan kadın, gezi olaylarının unutulmazları arasındaydı. Demokratik hakkını kullanan bu ve benzeri durumdaki göstericilere karşı polisimiz ne yapıyordu?
Su sıkıyor veya kimi zaman tartışmalara neden olan (keşke hiç kullanılmasaydı)  biber gazı kullanıyordu.
Gösterilerdeki amaç neydi?
Kimilerine göre mesele ağaç olmasa da, eylemi ilk başlatanlara göre, parktaki ağaçları kurtarmak.
Peki parkın şu andaki durumu nasıl?
Eski durumundan da fazla özen gösterilir durumda.
O zaman yaşanan olayları, başta İngiliz medyasının önde gelen yayın organları olmak üzere Türkiye karşıtı ülkelerin medya organları manşetlerden, sanki tüm ülke ayaklanmış ve Türkiye batıyormuşçasına, abartarak yayınladılar. Hatta, polis göstericilere su ve gaz sıkıyor diye canlı yayın bile yaptılar.
Şimdi gelelim aynı yayın organlarının Mısır’da tutundukları tutuma. Mısır’da da halk gösteriler düzenliyor.
Ne için?
Yüzde ellinin üzerinde bir oranla, kendi özgür iradeleriyle seçtikleri başkanlarının, darbe ile devrilmesini protesto etmek için. Demokratik haklarına yapılan haksızlıklara karşı durmak için.
Ne istiyor bu insanlar?
Çoğunluğun yönetimini, azınlık haklarını güvenceye alan yönetimi, fakirin yönetimini, sosyal eşitsizliği yok etmeye çabalayan bir yönetimi, fırsat eşitliği sağlamaya çalışan yönetimi, kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine dayanan bir yönetim şeklini, halkın tercihlerine saygı duyan bir yönetimi istiyorlar. Anlayacağınız bu insanlar demokrasi istiyorlar, hukuk istiyorlar.
Demokrasi ve hukuk mücadelesi verirken düzenledikleri gösterilerde ortaya çıkan manzara ne?
Hepimizin televizyonlarda tanık olduğu üzere, kan ve gözyaşı.
Mısır’da polis göstericilere su veya gaz sıkmıyor. Göstericileri dağıtmak için gerçek mermi kullanıyor, kan akıtıyor. Gazap Cuması adı altında yapılan gösterilerinde tankın önünde duran silahsız adamın nasıl vurulduğunu izleyin lütfen. Vurulma anının linkini sizlerle paylaşıyorum. (http://videonuz.ensonhaber.com/izle/misir-da-tankin-onunde-duran-adamin-vurulma-ani) Gösterici silah sıkmıyor, molotof veya taş atmıyor, ellerini açıp sadece bekliyor. Ama Mübarek rejiminin diktasında yetişen ve demokrasi veya insan hakkına en ufak bir saygısı olmayan zihniyetin sıktığı kurşunlarla vuruluyor.
Şimdi gelelim, demokrasinin beşiğinde olduğunu iddia eden batı ülkelerine ve onların çok kıymetli medya organlarına…
Türkiye’de düzenlenen gösterilerde göstericilere su ve gaz sıkıyorlar diye 24 saat canlı yayın yapan yayın organları, Mısır’da demokrasiye yapılan darbeyi protesto eden insanlara kurşun sıkıyorlar neredesiniz.  Mısır’da yalnızca demokrasi değil insanlık hedef alındı görmüyor musunuz?
Katliamı işleyenler kadar, sessiz kalanlarda bu katliamlardan sorumludur.  İnsanlar sokaklara bembeyaz kefenleriyle çıkıyor. İnsanlar ölüyor… Dünya barışını ve güvenliğini korumak amacıyla kurulduğu iddia edilen BM nerede? Çocuklar ölürken, çocuk haklarının korunması adına tanıtım ve savunu çalışmaları yapmak üzere görevlendirilmiş bir kuruluş olan UNICEF nerede?
Bize demokrasi diye öğretilen kan ve gözyaşı mıydı?
Ey batı senin demokrasi anlayışın bu mu?