CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, Ankara’nın Sincan ilçesine bağlı Girmeç bölgesinde mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı çadır alanını ziyaret ederek özellikle kadınların ağır çalışma ve yaşam koşullarına dikkati çekti. Gülsever, tarlada uzun saatler çalışan kadınların çadırlara döndükten sonra da yemek, temizlik, çamaşır ve çocuk bakımını üstlendiğini belirterek, “Soframıza gelen her lokmanın ardında görünmeyen bir kadın emeği var” dedi.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu üyesi hemşehrimiz Elmas Kübra Karaca Demirci ve MYKüyelerinden oluşan heyetle birlikte Sincan’ın Girmeç bölgesinde yaşayan mevsimlik tarım işçileriyle bir araya geldi.
Heyet, işçilerin barınma, temiz su, elektrik, sağlık, eğitim, hijyen ve sosyal güvenlik alanlarında yaşadığı sorunları yerinde inceleyerek ailelerin taleplerini dinledi.
Yaklaşık bin 500 kişi çadırlarda yaşıyor
Büyük bölümü Şanlıurfa’dan gelen yaklaşık bin 500 mevsimlik tarım işçisinin, soğan, kabak, ayçiçeği ve şeker pancarı tarlalarında çalışmak amacıyla her yıl mayıs ile kasım ayları arasında bölgeye geldiği belirtildi.
İşçi ailelerin yaklaşık 20 yıldır aynı bölgeye göç ettiği, buna rağmen düzenli ve insani bir geçici yerleşim alanının oluşturulmadığı ifade edildi. Bölgede yaklaşık 200 çadırın bulunduğu, ailelerin standart barınma alanları yerine plastik malzemeler, naylonlar ve brandalarla kendi imkânlarıyla kurdukları derme çatma yapılarda yaşamlarını sürdürdüğü kaydedildi.
Yerleşim alanında temiz su, elektrik, kanalizasyon, aydınlatma, tuvalet, banyo ve temel hijyen olanaklarının yetersiz olduğu aktarıldı. Ailelerin elektrik ihtiyaçlarını tarımsal sulama kuyularından karşılamaya çalıştıkları, özellikle gece saatlerinde aydınlatmanın yetersiz kalmasının güvenlik risklerini artırdığı belirtildi.
Ankara Çayı yakınındaki çadır alanında sinek istilasının yanı sıra yılan, akrep ve kemirgen tehlikesinin de kadınlar ve çocuklar için ciddi sağlık ve güvenlik tehdidi oluşturduğu ifade edildi.
Kadınlar tarladan sonra çadırın bütün yükünü taşıyor
Ziyaret sırasında kadın işçilerle görüşen Ayten Gülsever, mevsimlik tarım işçiliğinin en ağır yükünü kadınların taşıdığını söyledi.
Kadınların gün boyunca tarlalarda 12 ila 14 saat çalıştığını belirten Gülsever, iş gününün çadıra dönüldüğünde sona ermediğine dikkati çekti. Kadınların tarla mesaisinin ardından yemek hazırlamak, çamaşır yıkamak, temizlik yapmak, su taşımak ve çocukların bakımını üstlenmek zorunda kaldığını dile getirdi.
Kadın emeğinin hem üretimde hem de aile yaşamında görünmez hâle getirildiğini ifade eden Gülsever, şöyle konuştu:
“Bugün burada tanık olduğumuz tablo, sosyal devlet ilkesinin yok sayıldığının açık bir göstergesidir. Soframıza gelen her lokmanın ardında toprağa dökülen, çoğu zaman görülmeyen büyük bir kadın emeği ve insan emeği bulunmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri yalnızca hasat döneminde hatırlanacak, iş bittikten sonra kaderine terk edilecek insanlar değildir.”
Hamile kadınlar ve çocuklar sağlık hizmetinden mahrum
Bölgede düzenli hizmet veren gezici veya mobil sağlık ekibinin bulunmadığına işaret eden Gülsever, özellikle hamile kadınların, bebeklerin ve çocukların koruyucu sağlık hizmetlerine erişemediğini ifade etti.
Temiz su ve hijyen eksikliğinin salgın hastalık riskini artırdığına dikkati çeken Gülsever, kadınların gebelik takibi, çocukların aşılanması ve temel sağlık kontrolleri gibi hizmetlerden düzenli olarak yararlanamadığını kaydetti.
Mobil sağlık ekiplerinin belirli aralıklarla bölgeye gelmesinin yeterli olmayacağını belirten Gülsever, mevsimlik işçilerin bulunduğu dönem boyunca sürekli ve erişilebilir bir sağlık sisteminin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Yaklaşık 100 çocuk eğitimden uzak kaldı
Çadır alanında yaşayan okul çağındaki yaklaşık 80 ila 100 çocuğun, aileleriyle birlikte sürekli göç etmek zorunda kalmaları nedeniyle eğitimlerine düzenli devam edemediği bildirildi.
Bazı çocukların okullarından tamamen koptuğu, bazılarının ise eğitim döneminin önemli bir bölümünü tarlalarda ve sağlıksız çadır koşullarında geçirmek zorunda kaldığı ifade edildi.
Ayten Gülsever, Milli Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunarak çocukların eğitimden kopmaması için sahada mobil ve yerinde eğitim modelinin uygulanmasını istedi.
Taşımalı eğitim, telafi programları ve geçici eğitim merkezlerinin de hızla devreye alınması gerektiğini belirten Gülsever, çocukların eğitim hakkının ailelerinin çalışma ve göç koşullarına bağlı olarak kesintiye uğratılamayacağını söyledi.
Gülsever, “Yaklaşık 100 çocuğumuz, akranları gibi okul sıralarında olması gerekirken hijyen koşullarının bulunmadığı çadırlarda büyüyor. Çocukların eğitim hakkı, kadınların insanca çalışma ve yaşam hakkı, emekçilerin güvenli barınma hakkı hiçbir gerekçeyle ertelenemez” ifadelerini kullandı.
“Dönemsel yardım değil, kalıcı çözüm gerekiyor”
Mevsimlik tarım işçilerinin yalnızca gıda, kıyafet veya oyuncak gibi dönemsel yardımlara ihtiyaç duymadığını belirten Gülsever, kalıcı kamu politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, temiz su, elektrik, güvenli barınma ve insana yakışır çalışma koşullarının temel birer hak olduğunu vurgulayan Gülsever, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sosyal devlet, kürsülerde söylenen sözlerle değil; tarlada çamurun içinde emekçinin yanında olduğunda, kadının yükünü hafiflettiğinde ve çocuğun geleceğini güvence altına aldığında anlam kazanır. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak toprağa alın teri döken kadınlarımızın, çocuklarımızın ve bütün emekçilerin sesi olmaya devam edeceğiz.”