Anayasa Mahkemesi’nin sokak köpeklerine ötanazi öngören düzenleme için verdiği karar Türkiye gündemini sarsarken, karara karşı çıkan tek isim olan AYM üyesi Kenan Yaşar’ın tutumu özellikle memleketi Çorum’da dikkat çekti. Kamuoyunda “Hayvan Katliamı Yasası” olarak bilinen düzenleme için CHP’nin yaptığı iptal başvurusu reddedildi, ancak Yaşar’ın karşı oy gerekçesi karar metnine insani bir boyut kazandırdı.
Yüksek Mahkeme çoğunluğu düzenlemeyi Anayasa’ya uygun bulsa da, Yaşar’ın itirazı karara ayrı bir ton kazandıran tek ses oldu.
“Yaratılanı Yaradandan Dolayı Sevme” Vurgusu Kararın Tonunu Değiştirdi
Karşı oy yazısında Kenan Yaşar, devletin sokak hayvanlarına yönelik politika belirlerken yalnızca popülasyon kontrolünü değil, toplumsal vicdanı da hesaba katması gerektiğini vurguladı. “Yaratılanı yaradandan dolayı sevme” anlayışının gözetilmesi gerektiğini söyleyen Yaşar, sokak hayvanlarını yok etmeye dayanan yaklaşımın toplumda kalıcı yaralar açabileceğini belirtti.
Bu yaklaşım, hukuki metnin içine insani bir hassasiyet yerleştirmesiyle dikkat çekti. Yaşar’ın sözleri hem hayvan hakları savunucularının hem de hukukçuların gündemine kısa sürede oturdu.
Mahkeme Çoğunluğu Düzenlemeyi Anayasa’ya Uygun Buldu
AYM’nin çoğunluk kararı ise hayvanların Türk hukukunda “hak öznesi” kabul edilmediğini, statü itibarıyla “eşya” kategorisinde değerlendirildiğini vurguladı. Kararda, devletin kamu sağlığını koruma yükümlülüğü çerçevesinde popülasyon kontrolüne başvurabileceği ve belirli koşullarda öldürme yöntemlerine izin verebileceği belirtildi.
Mahkeme, belediyelere sokak köpeklerine yönelik ötanazi sorumluluğu yükleyen düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna vardı. Böylece uygulama sürecinin önündeki hukuki engel kaldırılmış oldu.
Kenan Yaşar’ın Karşı Oyundaki Pozisyonu Neden Önemli?
Yaşar’ın muhalefeti, kararın hukuki çerçevesinin ötesine geçen bir duyarlılık taşıyor. Çorum’da uzun yıllar hukuk camiasında görev yapmış bir ismin, devlet politikalarının vicdan zemininde tartılması gerektiğini hatırlatması, tartışmanın yalnızca teknik değil, ahlaki bir boyutu olduğunu da ortaya koyuyor.
Karşı oy, sokak hayvanları düzenlemesinin yalnızca güvenlik ya da popülasyon kontrolü değil, aynı zamanda insani bir sınav olduğunun altını çiziyor. Bu nedenle Yaşar’ın yaklaşımı, çoğunluk kararının gölgesinde kalsa da toplumdaki yansıması güçlü oldu.
Tartışmanın Yeni Aşaması: Belediyeler Uygulamaya Hazırlanıyor
AYM’nin kararıyla süreç artık uygulama aşamasına geçti. Belediyelerin popülasyon kontrolü kapsamında nasıl bir takvim oluşturacağı, hangi kriterlerin esas alınacağı ve uygulamanın sahada nasıl işleyeceği belirsizliğini koruyor. Hayvan hakları savunucuları kararla ilgili yeni hukuki yolları değerlendirmeye hazırlanırken, belediyeler teknik hazırlıklara başlıyor.
Kararın toplumda bıraktığı etki ise net: Sokak hayvanları konusunda Türkiye, uzun süre gündemden düşmeyecek yeni bir döneme girdi.