Güncel

AYM'den milyonlarca borçluyu ilgilendiren karar: Oy birliğiyle reddedildi

Anayasa Mahkemesinin 6 Ağustos 2026 tarihli kararı, icra takiplerinde borçlu konutlarının hukuki durumunu belirledi.

Abone Ol

Anayasa Mahkemesi, borçlunun hâline münasip evini hacizden koruyan ancak evi bulunmayan borçlular için aynı kapsamda bir güvence öngörmeyen düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmadı. Oybirliğiyle alınan karar, 6 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Haczedilmezlik düzenlemesi AYM’ye taşındı

Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesi, önündeki bir icra dosyasında uygulanan İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12 numaralı bendinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Başvuruya konu düzenleme, borçlunun hâline münasip evinin haczedilemeyeceğini hükme bağlıyor.

Kanuna göre evin değerinin borçlunun barınma ihtiyacını karşılayacak makul bir konuttan fazla olması durumunda taşınmaz satılabiliyor. Satış bedelinden borçlunun uygun bir ev alabilmesi için gerekli miktar ayrılırken, kalan tutar alacaklının alacağının karşılanmasında kullanılıyor.

Evi olmayan borçlular için eşitsizlik iddiası

Başvuruyu yapan mahkeme, düzenlemenin evi bulunan borçlunun konutunu koruduğunu ancak herhangi bir evi bulunmayan borçluya benzer bir güvence sağlamadığını belirtti. Evi olmayan bir borçlunun parası, arsası veya işyeri haczedildiğinde, kendisine konut alabilmesi için gerekli tutarın haciz dışında bırakılmasına imkân tanınmadığı ifade edildi.

Bu farklılığın evi bulunanlarla bulunmayan borçlular arasında eşitsizlik oluşturduğu savunuldu. Düzenlemenin hukuk devleti, eşitlik, mülkiyet ve etkili başvuru haklarıyla bağdaşmadığı ileri sürülerek iptali talep edildi.

AYM kanun koyucunun yetkisini aşmadığına hükmetti

Anayasa Mahkemesi, icra işlemlerinde alacaklının mülkiyet hakkı ile borçlunun barınma, özel hayat ve aile hayatına saygı hakları arasında makul bir denge kurulması gerektiğini belirtti. Bu dengenin nasıl sağlanacağı konusunda kanun koyucunun belirli bir takdir yetkisinin bulunduğu vurgulandı.

Yüksek Mahkeme, kanun koyucunun borçlunun hâlihazırda barınma ihtiyacını karşılayan mevcut evini koruyabileceğini ancak henüz sahip olunmayan bir konutun bedelini de haciz dışında bırakmak zorunda olmadığını değerlendirdi. Bu nedenle düzenlemenin tarafların çatışan menfaatleri arasındaki dengeyi bozmadığı sonucuna varıldı.

Taraflar icra mahkemesine başvurabilecek

Kararda, haczedilen taşınmazın borçlunun hâline münasip evi olup olmadığına ilişkin uyuşmazlıkların icra mahkemelerinde incelenebileceği hatırlatıldı. Borçlu haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilirken, alacaklı da yargılama sırasında iddia ve delillerini sunabiliyor.

AYM, tarafların yargı yoluna başvurma ve iddialarını mahkeme önünde tartıştırma imkânlarının bulunduğunu belirledi. Düzenlemenin devletin barınma, aile hayatı ve mülkiyet haklarına ilişkin pozitif yükümlülüklerine aykırı olmadığına hükmedilerek iptal ve yürürlüğün durdurulması talepleri reddedildi.