Açıklamada, aşı uygulamalarının her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtardığı ve engellilik durumlarını önlediği vurgulandı.
Aşıların yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını koruduğu belirtilirken, toplumsal bağışıklığın sağlanmasında aşılama oranlarının yüksek tutulmasının kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Aşı Haftası’nın temel amacının ise aşılama konusunda farkındalığı artırmak ve çocuklar ile yetişkinlerin aşıyla önlenebilir hastalıklara karşı korunmasını sağlamak olduğu kaydedildi.
Bu yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen “Her nesilde aşılar işe yarıyor” temasıyla, aşıların nesiller boyunca bireylerin, ailelerin ve toplumların sağlığını koruduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, aşının yalnızca bugünü değil, geleceği de güvence altına alan bir koruyucu sağlık hizmeti olduğu ifade edildi.
1974 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından başlatılan ve Türkiye’de 1981 yılından bu yana sürdürülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı’nın (GBP), her çocuğun hayat kurtaran aşılara eşit erişimini sağlamayı hedeflediği belirtildi. Program kapsamında Türkiye’de çocukluk döneminde 13 farklı hastalığa karşı aşılama yapıldığı bilgisi paylaşıldı. Bu hastalıklar arasında difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, çocuk felci, hepatit A ve B, suçiçeği, Haemophilus influenzae tip b ve pnömokoka bağlı hastalıklar yer alıyor.
Son 50 yılda aşılama programlarının küresel sağlık üzerinde dönüştürücü etkiler yarattığına dikkat çekilen açıklamada, 1977 yılında çiçek hastalığının tamamen ortadan kaldırılmasının bu başarının en önemli göstergelerinden biri olduğu hatırlatıldı. Ayrıca çocuk felci olarak bilinen poliomiyelit hastalığının da küresel ölçekte yok edilme aşamasına geldiği ifade edildi. Türkiye’de son çocuk felci vakasının 1998 yılında görüldüğü ve 2002 yılında Avrupa Bölgesi’nin “Poliodan Arındırılmış Bölge” sertifikası aldığı bilgisi paylaşıldı.
Maternal-Neonatal Tetanos Eliminasyon Programı kapsamında Türkiye’nin 2009 yılından bu yana yenidoğan tetanosunu elimine eden ülkeler arasında yer aldığı belirtilirken, difteri hastalığının ise 2011 yılından bu yana görülmediği aktarıldı.
Kızamıkla mücadelede de önemli mesafe kat edildiği vurgulanan açıklamada, dünyada virüs dolaşımının sürdüğü ve bu nedenle aşısız ya da eksik aşılı bireylerin mutlaka aşılanması gerektiği ifade edildi.
Türkiye’de uygulanan aşıların uluslararası standartlara uygun olarak üretildiği ve hem uluslararası hem de ulusal referans laboratuvarlarında test edildiği belirtilen açıklamada, “soğuk zincir” sisteminin üretimden uygulamaya kadar kesintisiz şekilde takip edildiği kaydedildi. Aşı Takip Sistemi sayesinde tüm süreçlerin elektronik ortamda izlendiği ve güvenliğin en üst düzeyde sağlandığı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, aşının her birey için yaşamsal öneme sahip olduğu vurgulanarak, çocukların aşılanmasının ebeveynlerin en temel sorumluluklarından biri olduğu hatırlatıldı.