Ekonomi

Asgari ücrette korkutan tablo: Yeni maaş açlık sınırının altında kalacak

Yaklaşan komisyon toplantıları öncesinde uzman yorumları, yeni asgari ücret rakamına ilişkin beklentilerin zorlayıcı bir çerçeveye işaret ettiğini gösteriyor. Açlık sınırı ve yaşam maliyeti verilerindeki artış, belirlenecek ücretin çalışanların geçimini karşılamada yetersiz kalabileceği yönünde değerlendirmelere yol açıyor.

Abone Ol

Aralık ayında başlayacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısı yaklaşırken milyonlarca çalışanın gözü belirlenecek yeni rakama çevrildi. Ekonomistlerin enflasyon tahminleri, TÜFE beklentileri ve sendikaların açıkladığı yaşam maliyetleri, 2026 asgari ücreti için sert bir tabloya işaret ediyor. SGK Başuzmanı İsa Karakaş ise yeni maaşın daha işçinin eline geçmeden eriyeceğini ve açlık sınırının altında kalacağını söylüyor.

Komisyonun yapısına yönelik eleştiriler ve sendikaların etkisinin sınırlanması tartışmaları da bu süreçte yeniden gündemin merkezine oturdu. Tüm göstergeler, belirleyici gücün hükümet ve işveren kesiminde olacağı bir toplantıya işaret ediyor.

“Yeni Ücret Daha Cebe Girmeden Enflasyona Yenilecek”

SGK Başuzmanı İsa Karakaş, Merkez Bankasının TÜFE beklentisini yüzde 31 ile 33 bandına çektiğini hatırlatarak, artan maliyetlerin çalışanlar üzerindeki baskıyı her ay büyüttüğünü söyledi. Türk-İş’in ekim ayı verilerine göre açlık sınırının 28 bin 412 TL'yi aşması ve bekar bir işçinin yaşam maliyetinin 36 bin 984 TL’ye yükselmesi, yeni ücret için beklentilerin gerisinde bir tablo yaratıyor.

Karakaş, en önemli sorunun rakamların sabit olmaması olduğunu belirtiyor. Açıklanan yaşam maliyetinin her ay enflasyonla birlikte arttığına dikkat çeken uzman, “İşçinin cebine girdiğinde 40 bin TL’leri çoktan aşmış olacak bir yaşam maliyetinden söz ediyoruz” dedi. Bu nedenle belirlenmesi beklenen yeni ücretin, daha ilk ayda açlık sınırının gerisine düşeceğini vurguladı.

“Asgari Ücretlilerin Temsilcisi Masada Yok”

Karakaş’ın dikkat çektiği bir diğer nokta komisyonun yapısı oldu. Yasal düzenlemelere göre komisyonda doğrudan asgari ücretliyi temsil eden bir üye bulunmuyor. Üç taraflı yapı içinde yer alan işveren, hükümet ve işçi temsilcilerinin hiçbirinin asgari ücretliyi istihdam etmediğine işaret eden Karakaş, masanın gerçek temsil gücünün sınırlı kaldığını dile getirdi.

Bu nedenle belirleyici etkinin hükümet ve işveren kesiminde toplandığını, ekonomik kaygılar nedeniyle sendikaların etkisinin giderek azaldığını söyledi.

“Sendikaların Çekilmesi Sonucu Değiştirmeyecek”

Türk-İş’in komisyondan çekilme ihtimali tartışılırken Karakaş, bu adımın sonucu değiştirmeyeceğini savundu. Ona göre tablo net: İşsizlik artmasın, ihracat baskılanmasın ve enflasyon kontrolden çıkmasın kaygılarıyla hareket eden hükümet ile maliyetleri düşük tutmaya çalışan işverenlerin pozisyonu belirleyici olacak.

Karakaş, “İkinci büyük işçi konfederasyonu komisyona dahil olsa bile değişen bir şey olmayacak” diyerek komisyonun olası genişlemesinin de sonucu etkilemeyeceğini belirtti. Olası bir oy eşitliğinde komisyon başkanının bulunduğu tarafın çoğunluk kabul edilmesi, bu değerlendirmeyi destekleyen temel gerekçe olarak gösterildi.

Açlık Sınırına Endeksleme Şart Ama Uzak Bir İhtimal

Karakaş’a göre sürdürülebilir bir ücret için en temel çözüm, asgari ücretin açlık sınırına endekslenmesi. Ancak mevcut ekonomik koşullar ve komisyon yapısı göz önüne alındığında bu adımın kısa vadede mümkün olmadığını söyledi.

Uzmanlara göre yeni yıl için belirlenecek ücret, milyonlarca çalışanın geçim koşullarını iyileştirmekten uzak kalacak. Enflasyonun hızının düşmemesi ve yaşam maliyetlerinin her ay artması, 2026 asgari ücretinin daha açıklanmadan tartışmalı bir zemine oturduğunu gösteriyor.