ANNEME BİR ODA OLABİLİR Mİ?

Abone Ol

Yaşlılık, herkesin er ya da geç gireceği ve geri dönüşü olmayan bir yoldur. Gün geçtikçe geniş aile yapısından çekirdek aile düzenine doğru ilerliyoruz. Bunun doğal sonucu olarak da toplumsal anlamda bireyselleşiyoruz. Bu durumun, özellikle apartman ve daire planlarının yeniden gözden geçirilmesini gerekli kıldığı kanaatindeyim.
Köy hayatından şehir hayatına, daha doğrusu evladının yanına gelen yaşlılarımızın önemli bir kısmı yeni düzene tam olarak uyum sağlayamıyor. Sabah erken kalksa ev halkı uyuyor oluyor; biraz ses çıkarsa torunların ders çalışmasını engellediğini düşünüyor. Haber izlemek istese gelin hanım dizisini kaçırmak istemiyor. Acıktığında ise dolabı açmaya bile çekinebiliyor. Kısacası yaşlılarımız, evlatlarının evinde çoğu zaman ne tam anlamıyla ev sahibi ne de misafir olabiliyor; ikisinin arasında sıkışıp kalıyorlar.
Bu durum, anne ve babasına düşkün evlatları da derinden üzüyor. Fakat çoğu zaman başka bir çözüm yolu da bulamıyorlar.
İşte tam bu noktada, özellikle orta gelirli aileler için “evlada komşu olmak” fikri önemli bir alternatif olarak ortaya çıkıyor. Anne ve babanız yaşlandı, artık kendi ihtiyaçlarını tek başlarına karşılayamaz hâle geldiler. Bir evlat olarak bunu dert edinmeniz ve sorumluluk hissetmeniz gayet doğaldır. Çünkü gezen görür, yaşayan ölür; eden bulur, kaybedince de kıymeti daha iyi anlaşılır.
Ancak bazı durumlarda anne ve babanızla aynı evde uzun süre yaşamak çeşitli sıkıntılara yol açabiliyor. Hatta zaman zaman aile içi huzursuzluklar yaşanabiliyor. Çünkü eskilerin sabrı ve tahammülü günümüzde pek az insanda kaldı. Öte yandan onları köyde yalnız bırakınca da gözünüz arkada kalıyor, içiniz rahat etmiyor.
Müteahhitlere Önerim:
Şimdi düşünelim: Oturduğunuz dairenin hemen yanında bir adet 1+1 daire olsa... Anne ve babanızı getirip oraya yerleştirirsiniz. Anahtar onların cebinde olur. Genel ihtiyaçlarını siz karşılarsınız. Gece veya gündüz herhangi bir ihtiyaçları olduğunda bir duvar ötenizde olursunuz. Hatta zaman zaman:
“Anne, baba, yarın sabah kahvaltıya sizin oradayız. Akşamdan hazırlığınızı yapın.” diyerek gönüllerini alırsınız.
Böylece isteyen dostları, akrabaları veya diğer evlatları da daha rahat ziyaretlerine gelir. Kendileri isterlerse size gelir, istemezlerse kapılarını kapatıp kendi düzenlerinde yaşarlar. Hem yakınınızda olurlar hem de özgürlüklerini kaybetmezler.
Netice itibarıyla herkesin, kendi oturduğu 3+1 dairenin yanına anne ve babası için ikinci bir 3+1 daire satın alma ya da kiralama imkânı yoktur. Bu nedenle 2+1, 3+1 veya 4+1 dairelerin bitişiğinde; uygun fiyatla kiralanabilecek veya birlikte satın alınabilecek 1+1 dairelerin planlanmasının faydalı olacağı kanaatindeyim.
Zira birçok yenilik, ihtiyaçlardan doğar. Yıllardır farklı kesimlere seminerler veriyor, buna benzer örnekler anlatıyorum. Katılımcıların büyük kısmı da bu fikri oldukça makul ve uygulanabilir buluyor.
Sonuç olarak hem yaşlılarımız daha özgür ve mutlu olur hem de aile içerisinde gereksiz huzursuzlukların önüne geçilmiş olur. Hatta şartlar gereği bir bakıcı tutulması gerektiğinde, anne ve babamız yine kontrolümüz altında ve yanı başımızda bulunur.
Bu konuya bir başka açıdan da bakabiliriz. Örneğin 2+1 bir daireye hem iç giriş hem de dış giriş verilerek ilave bir 1+1 bölüm oluşturulabilir. Normal zamanlarda tek daire gibi kullanılabilir; ihtiyaç doğduğunda ise yaşlı anne veya babaya tahsis edilebilir.
Şahsen benim böyle bir imkânım olsa, bu tarz bir daireyi tercih ederdim.
Özetle mesele, yaşlılarımızın evin dış kapısının anahtarını kendi ceplerinde taşıyabilmeleri ve kendilerini özgür hissedebilmeleridir.
Anne ve babasını kaybetmiş kimle konuşsak benzer sözler duyuyoruz:
“Giden geri gelmiyor. Eğer bir eksiğimiz, bir ihmalimiz olduysa vicdan azabı da kolay kolay dinmiyor.”
Evlenmek mi, katlanmak mı?
Eskiden köy yerlerinde evlenen gençlere bir göz oda verilirdi. Bunun adına “evlenmek” denirdi.
Bugün ise kira da olsa, satın alma da olsa insanlara çoğu zaman bir “kat” veriliyor. Bu durumda adına “katlanmak” demek daha doğru olmaz mı?
Öyle ya; belki de insanlar daha fazla yükün altına girmeseler, elektrikler erkenden kesilmese, geçimsizlikler ve ardından gelen boşanmalar bu kadar artmasa...
Eşler gençlik yıllarında hayat arkadaşı, yaşlılık yıllarında ise çocukları yanlarından uzaklaşırken birbirlerinin doktoru, yardımcısı ve sırdaşı olabilseler...
Anneme bir oda olabilir mi?
Babası vefat etmişti. Kendisi de ailenin tek oğluydu. Memur olarak başka bir şehre atanmıştı.
Yaz aylarında köyde birkaç komşu bulunuyordu ama kış gelince köy neredeyse tamamen boşalıyordu. Babasının vefatından sonra annesini tek başına bırakıp gurbete gitmek ona çok ağır gelmişti. Bir an önce ev tutup yerleşmek, hiç olmazsa kış aylarında annesini yanına almak istiyordu.
Aradan fazla zaman geçmeden nişanlandı. Düğün hazırlıkları başladı. Annesi de yıllardır biriktirdiği ne varsa evladına verdi. Eşyalar alındı, siparişler verildi. Davetiyeler bastırıldı. Her şey yolunda görünüyordu.
Eşyalar düğünden üç gün önce geldi. Müstakbel kayınvalide, baldızlar ve gelin adayı evin yerleşimiyle ilgilenirken delikanlı bir ricada bulundu:
“Annem kışları köyde yalnız kalıyor. Babam da vefat etti. Arada yanıma geldiğinde rahat etsin diye odalardan birini ona göre düzenleyebilir miyiz?”
Sözünü bitirmesiyle birlikte şaşkın bir tepkiyle karşılaştı.
— O da ne? Bir de annen mi gelecek?
— Demin söyledim ya. Yazın komşular var ama kışın köyde kimse kalmıyor. Babam da vefat etti. Kadıncağızın tek başına kalmasına gönlüm razı olmuyor.
Gelin adayından önce annesi söze karıştı:
— Annen yanında devamlı duramaz.
Gelin adayı da başını sallayarak onu tasdik etti.
— Öyle mi? diye sordu delikanlı.
— Öyle.
Delikanlı bir süre sustu. Sonra yüzüğünü parmağından çıkardı ve masanın üzerine bıraktı.
— Daha gelmeyen annem şimdiden problem oluyorsa, geldiğinde neler yaşanacağını düşünmek bile istemiyorum.
Kapıyı gösterirken kendi kendine mırıldandı:
“Yaptığım masrafı kaybettim diye üzülürüm; ama annemi kaybedersem, bu beden vicdan azabından erir gider. Para bir şekilde geri gelir, fakat anne bir daha geri gelmez.”
TAVSİYE: Özellikle Diplomadan Önce ve Bir Ömrün Sessiz Notları kitabımı lütfen okuyunuz.