Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda “Hayvan Katliamı Yasası” olarak tartışılan Hayvan Koruma Kanunu değişikliklerine ilişkin kararını açıkladı. CHP’nin, belediyelere sokak köpekleri için ötanazi sorumluluğu yükleyen maddelerin iptali için yaptığı başvuru reddedildi. Yüksek Mahkeme, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmederek tartışmanın seyrini değiştiren bir karar verdi.
Bu karar, aylardır gündemi meşgul eden ve toplumda derin bir kutuplaşmaya sebep olan sokak hayvanları düzenlemesinde kritik bir eşik olarak görülüyor. Çünkü artık tartışma hukuki denetimini tamamlamış durumda ve süreç uygulama aşamasına doğru ilerliyor.
“Hayvanlar Hukuken Hakkın Öznesi Değil”: Mahkeme Gerekçesini Açıkladı
AYM’nin gerekçeli kararında dikkat çeken başlık, hayvanların Türk hukuk düzeni açısından “hak öznesi” sayılmaması oldu. Kararda, hayvanların hukuki statü itibarıyla “eşya” kategorisinde değerlendirildiği açıkça vurgulandı. Bu vurgu, düzenlemenin temel dayanaklarından biri olarak karşımıza çıkıyor.
Mahkeme, çevrenin ve kamu sağlığının korunmasının devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu hatırlattı. Sokak hayvanı popülasyonunun insan sağlığını tehdit etmeyecek ölçüde dengede tutulmasının da bu yükümlülüğün doğal sonucu olduğunu belirtti. Karar metninde, kanun koyucunun belirli koşullarda öldürme yöntemlerine izin verebileceği yönündeki ifadeler, tartışmanın en sert kısmını oluşturdu.
Pozitif Yükümlülük Vurgusu: Devlet Popülasyonu Kontrol Etmekle Sorumlu
Mahkeme, düzenlemeyi Anayasa’nın “kişinin maddi ve manevi varlığını koruma” hakkı kapsamında değerlendirdi. Kamu sağlığını tehdit eden unsurların ortadan kaldırılmasının devletin görevlerinden biri olduğunu belirten Yüksek Mahkeme, bu çerçevede belediyelere verilen sorumluluğun Anayasa’ya aykırı olmadığı kanaatine vardı.
Resmi Gazete’de yayımlanan kararda popülasyon kontrolünün hem çevre sağlığı hem de toplum güvenliği açısından kaçınılmaz olduğu ifade edildi. Bu nedenle sokak hayvanlarına yönelik zorunlu ötanazi uygulamasının hukuka uygun olduğu görüşüne yer verildi.
Karşı Oy: “Yaratılanı Yaradandan Dolayı Sevme” Vurgusu
Dosyada bir de dikkat çekici bir karşı oy bulunuyor. AYM üyesi Kenan Yaşar, devlet politikalarının belirlenmesinde “yaratılanı yaradandan dolayı sevme” prensibinin gözetilmesi gerektiğini ifade ederek düzenlemeye itiraz etti. Yaşar’ın karşı oyu, hukuki metnin içindeki insani yorumu güçlendiren bir ton taşıyor ve kamuoyundaki tartışmayla büyük paralellik gösteriyor.
Bu karşı oy, Mahkeme içinde de sokak hayvanları tartışmasının tek ses olmadığını ortaya koyuyor. Fakat çoğunluk kararıyla birlikte düzenleme hukuki onayını almış durumda.
Toplumda Büyük Tartışma Yaratmıştı: Gözler Belediyelerde
Sokak hayvanlarına ilişkin düzenleme, aylardır kamuoyunun en sert tartışma başlıklarından biriydi. Özellikle zorunlu ötanazi maddesi, hem hayvan hakları savunucularının hem de bazı hukukçuların yoğun tepkisini çekiyordu. AYM’nin kararıyla birlikte düzenlemenin uygulama takvimi artık tamamen belediyelerin sorumluluğunda.
Belediyelerin bu süreçte nasıl bir takvim izleyeceği, hangi ikincil düzenlemelerin yapılacağı ve sahada nasıl bir sistem kurulacağı belirsizliğini koruyor. Hayvan hakları savunucuları kararla ilgili yeni hukuki yollar arayabileceklerini ifade ederken, belediyeler uygulamaya hazırlanmak için teknik bir çalışma sürecine başlıyor.
Türkiye İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor
AYM’nin kararı, sokak hayvanları politikasında yeni bir dönemin kapısını açıyor. Uzun süredir yerel yönetimlerin yük olarak gördüğü popülasyon kontrolü, artık hukuki olarak da merkezî bir çerçeveye oturmuş durumda. Bu kararın sahadaki etkisinin nasıl olacağı, belediyelerin kapasitesi ve toplumun tepkisiyle şekillenecek.
Kararın yarattığı dalga, sadece hukuk değil; vicdan, güvenlik, şehir yaşamı ve politik söylemi de içine alan çok katmanlı bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Uygulamanın sonuçlarını ise önümüzdeki aylarda daha net görmek mümkün olacak.