AKİF VE TEVFİK FİKRET

Abone Ol

Mehmet Akif ilkelerinden ödün vermeyen feraset sahibi karakter abidesi sözünü hiç sakınmayan dik duruşlu biridir. Hiçbir çıkara yalana dolana bulaşmadan idealleri ve kutsalı için yaşamıştır. 
“Hiçbir kapı altından geçerken Akif’i eğilmeye mecbur edemedi” diyor arkadaşı Mithat Cemal Kuntay. 
Gerçekten de öyleydi Akif. Hiçbir koşulda hiç kimse karşısında sözünü esirgemeyen “sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” diyen bir şair. Haksızlık, zulüm ve kutsalına yapılan hadsizlik karşısında susmayan bir karakterdi. Tevfik Fikret’le olan kavgaları buna en iyi örnekti. 
Tevfik Fikret “Tarih-i Kadim” adlı şiiri ile

Beşerin köhne sergüzeştinden 
Bize efsâneler terennüm eden;
Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun 
Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun 
Gece teşkil eden hayâtından 
Ninniler ihtira edip uyutan;

Bize en doğru, en güzel örnek,
Diye geçmiş zamanı göstererek: 
Gelecek günlerin geçen geceden 
Farkı yok, hükmü yok, zehabı veren; 
Ve cebininde altıbin yıllık 
Buruşuklarla şübheler karışık.
Seri, mâzîye — yâni rüyaya —
Payı, atî denen heyûlaya 
Sürünen heykel-i kadîd...
........

Türk tarihine,İslam dinine, yüce sayılan değerlerini aşağılamaktadır. Bu duruma ilk karşı çıkan Mehmet Akif’tir. Akif şiirdeki 

Yırtılır, ey kitâb-ı köhne yarın
Medfen-i fikr olan sahîfelerin!
dizeye tepki gösterir. Dinine yapılan bu hakarete 
“Ahlak kürsüsünde haykıran bir adamın ister inansın ister inanmasın halkın mesnedi olan varlığa ulu orta sövmesi... İşte bu akılların kabul edemeyeceği bir şey...Bu adam peygamberime sövdü. Babama sövse affederdim. Fakat peygamberime sövmek... Bunu ölürüm de affetmem.” diyerek cevap vermiştir. 
İnandığı değerler uğruna gözünü budaktan sakınmayan bir kişiliktir Akif. Bu sebeple Fikret’in en çok karşısında o durmuş, onunla en şiddetli kavgaları o etmiştir. Akif

“Serseri: Hiçbirinin mesleği yok, meşrebi yok;
Filozof hepsi; fakat pek çoğunun mektebi yok
Şimdi Allah'a söver... Sonra biraz bol para ver;
Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder! “ mısraları ile Fikret’e cevap vermiştir. Söz konusu kutsal değerleri olunca Akif’i kavgadan hiç kimse alamaz. 
Tevfik Fikret de Akif’e cevap olarak yazdığı “Tarih-i Kadim’e Zeyl” şiirinde dini inançları tamamen reddederek Akif’e ‘beynin sağır, gözün kör, Molla Sırat’ gibi ifadeler kullanır.
Bu tartışma zamanla Akif taraftarları ve Fikret taraftarlarının da karıştığı büyük bir münakaşaya dönüşür. Karşılıklı şiirlerle süren tartışmalar Tevfik Fikret’in 18 Ağustos 1915’te ölümü ile son bulur. Akif, Tevfik Fikret’in ölüm haberini aldığı zaman son yazdığı cevabı yayımlamaz çünkü karşısında artık muhatap yoktur. Akif’in Fikret’le şahsi bir meselesi hiç olmamıştır. O şahsi kin güden bir şahsiyet hiç olmamıştır. Hatta yakın arkadaşlarına Fikret’in edebi kişiliğine diyecek sözüm yok. Keşke Kutsalıma dokunmamış olsaydı, demiştir. Akif her zaman dinini ve Türklüğünü şahsından önce görmüştür. Onu İslam ve vatan şairi yapan özelliği de budur zaten.
 Mehmet Akif Ersoy'u'u anma haftasında olduğumuz şu günlerde herkesin  Akif'i anlayıp rehber edinmesi umuduyla...

{ "vars": { "account": "UA-115444419-2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }