Gelelim Enerji ile Kömür ilişkisi konusuna!
Kömür tüm Dünyada üç amaçla kullanılmaktadır. Birincisi evsel yakıt amaçlı, ikincisi termik santrallerde elektrik enerjisi üretmek amaçlı ve üçüncüsü ise çimento, demir-çelik ve alüminyum üretimi gibi sanayi amaçlı kullanımıdır. Dolayısıyla, insanlık için kömür olmazsa olmazıdır.
Dünya nüfusunun 1/3’üne sahip olan Çin ve Hindistan kömür üretimi konusunda başı çekmektedir.
Toplam 8 milyarlık Dünya nüfusuna kıyasla yaklaşık 1.5 milyar nüfusa sahip Çin, her geçen yıl kömür üretimini artırmakta ve 2040 yılında 4.5 milyar ton kömür üretimini hedeflemiştir.
Nüfusu yaklaşık 1.4 milyar olan Hindistan kömür üretimini artırmayı hedefleyen en önemli ülkelerin başında gelmektedir. Hindistan’ın 1950 yılında 30 milyon ton kömür üretimi var iken 2050 yılında 1.3 milyar ton kömür üretimini ile 100 yılda 40 kat üretim artışı hedeflemiş oluyor.
Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ABD, dünya nüfusunun %5’inden daha azına sahip olmasına rağmen toplam küresel enerji tüketiminin %17’sini tüketmektedir. Karşılaştırıldığında, 27 ülkeyi içeren Avrupa Birliği, toplam küresel enerji tüketiminin sadece %12’sini tüketmektedir.
Dünya’da en fazla kömür üretimi yapan ülkeler sıralamasında 2022 EnerdataÓ verilerine göre; ABD yıllık 540 milyon ton kömür üretimi ile 4. sırada bulunmaktadır. Yıllık 459 milyon ton kömür üretimi ile Avustralya 5. sırada bulunurken, Avrupa birliği ülkelerin en zengin ülkesi olan Almanya 131 milyon ton kömür üretimi ile 8. sırada bulunmaktadır. Bu verilerden anlaşılacağı üzere kömür tüm Dünya için vazgeçilmez olduğu görülmektedir.
Yine 2022 yılı verilerine göre; Türkiye yıllık 96 milyon ton kömür üretimi ile Dünyada 11. sırada bulunmaktadır.
Bazen medyada ve çoğunlukla da sosyal medyada “Türkiye’de doğalgaz ve petrol bulundu!” haberlerini zaman zaman görmüşsünüzdür. Fakat, bu haberlerin çoğu gerçeği yansıtmamaktadır.
Keşke! Doğalgaz ve petrol rezervlerimiz olsa da çıkarsak ve ekonomik olarak dışa bağımlı olmaktan kurtulsak.
Türkiye’nin enerji üretimi ile tüketimi arasında ilişkiyi incelediğimizde durumun çok daha vahim olduğunu görmekteyiz.
Türkiye’nin 1990 ila 2022 yılları arasındaki enerjisi üretim grafiğinden; 2014 yılına kadar 25-30 milyon eşdeğer petrol değerinde gezinirken son yıllarda 45-50 milyon eşdeğer petrol değerine ancak çıkarabilmişiz.
Aynı yıllarda, sanayin ve teknolojinin gelişmesi ile enerjiye olana talebimiz artmış ve enerji tüketimimiz 50 milyon eşdeğer petrol’den 160 milyon eşdeğer petrol’e çıkmıştır.
Bu verilerden tükettiğimizin enerjinin ancak %30’unu yerli kaynaklardan sağlarken, geri kalanını petrol, doğalgaz ve ithal kömür ile karşılamaktayız.
Hal böyle olunca enerji açısından durumumuz hiç de iç açıcı gözükmemektedir.
1990 yıllarında enerjide %50 dışa bağımlı iken 2000 yıllardan sonra bu oran %70-77 bantlarına çıkmış durumdadır. Bu durumda dış ticaret açığımız da her geçen yıl büyümektedir.
Ne zaman enerjide dışa bağımlığımızın artmış ise (özellikle 2001, 2009 ve 2012 yıllarında) büyümemiz düşmüş ve ekonomik krizlerle karşılaşmışız. Böyle olunca da üretmemize rağmen bir türlü zenginleşemiyoruz. Çünkü enerjide dışa bağımlı olmak maalesef fakirleşmek anlamına gelmektedir.
Yukarıda bahsetmiş olduğum bilgiler ışığında tüm Dünyada kömürün önemi fark edildiğinden ve buna bağlı olarak kömüre olan talebin artması sonucu kömür fiyatları da 2020 yılına kadar tonu 100 dolar civarında iken 2022 yılında 400 doların üzerine çıkmasına neden olmuştur.
Tüm bu gerçeklere rağmen ülkemizde kömür hak ettiği değeri göremiyor.
Hatta! Muğla-Milas Akbelen ormanlarında protesto ve direnişlerde ağaçları korumaktan daha çok “Kömüre Hayır” kampanyaları yapılmaktadır (devam edecek…).