Türkiye son günlerde hem İstanbul Silivri’de hem de Balıkesir Sındırgı’da yaşanan depremlerle yeniden sarsıldı. Artçıların devam etmesi, Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem endişesini artırırken uzmanların değerlendirmeleri de gündemin en önemli tartışma başlığı haline geldi. Olası büyük İstanbul depremi konusunda bilim dünyasında iki farklı görüş bulunurken, yıllardır farklı fay modelleri üzerine çalışan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, tartışmalı “Adalar Fayı” senaryosunu yeniden ele aldı.
Sözcü’nün haberine göre Üşümezsoy, Yalova–Çınarcık ile Esenköy–Bozburun hattını işaret ederek sıkça dile getirilen “Adalar Fayı kırılacak” söylemlerine katılmadığını açıkladı. Üşümezsoy, bu hattın fiziksel olarak bir fay barındırdığını ancak büyük bir deprem için gerekli stresin bu bölgede bulunmadığını vurguladı.
“1984’teki Deprem Stresi Tüketti”
Esenköy–Bozburun hattı için zaman zaman dile getirilen "6.5 büyüklüğünde deprem" iddialarına da değinen Üşümezsoy, bu büyüklükte bir depremin teknik olarak bölgenin yapısıyla uyumlu olabileceğini ancak enerjinin birikmediğini ifade etti.
“Medya 6,5 diye yazdı ancak 1984’teki deprem onun stresini tüketti. 25 yıldır söylüyorum; orada birikmiş stres yok.” sözleriyle bölgedeki risk algısının gereğinden fazla abartıldığını savundu.
Uzman, Adalar Fayı’nın uzun süredir “büyük depremi tetikleyecek ana hat” gibi gösterildiğini ancak gözlemlenen verilerin bu anlatıyı desteklemediğini belirtti.
“Bazılarının Beklediği Büyük Deprem Olmadı Çünkü O Fay Ölü Bir Fay”
Prof. Üşümezsoy, İstanbul açıklarında yer alan fayların genel stres durumuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Yıllardır 6–6,5 arasında bir fay gözlemleniyor. Silivri’ye tekrar geliyorum; Büyükçekmece’deki fay da öyle. Fayın boyu, posu ve enerjiye baktığımızda 6,5 civarında bir deprem bekleniyor. Fay doğuya doğru İstanbul’a, Büyükçekmece’ye, Avcılar ve Yeşilköy’e kadar uzanıyor.”
Ancak buna rağmen bölgede bazı uzmanların beklediği büyüklükte bir deprem olmadığını hatırlatan Üşümezsoy, bunun nedenini “bahsedilen fay ölü bir fay olduğu için” şeklinde açıklıyor. Yani bu hat üzerinde uzun yıllardır anlamlı bir stres birikimi oluşmadığını, dolayısıyla büyük bir deprem üretme potansiyelinin düşük olduğunu savunuyor.
Silivri ve Sındırgı Depremleri Sonrası Artan Endişelere Yanıt
Son günlerde yaşanan Silivri ve Sındırgı depremleri, Marmara genelinde sarsıcı bir hatırlatma niteliği taşıdı. Vatandaşlarda özellikle İstanbul açıklarındaki faylara yönelik korku artarken, Üşümezsoy bu depremlerin belli segmentlerdeki küçük stres boşalmalarıyla ilgili olduğunu ve bir “mega kırılma”nın habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Üşümezsoy’un değerlendirmeleri, uluslararası literatürde Marmara Denizi çevresinde daha büyük kırılma ihtimalini savunan araştırmacılarla tamamen örtüşmese de, özellikle Adalar Fayı özelinde stres birikimi bulunmadığı yönündeki görüşleriyle dikkat çekiyor. İstanbul depremi konusundaki bilimsel tartışma ise yeni veriler geldikçe devam edecek gibi görünüyor.
Dilersen bu haberi daha bilimsel bir dille, daha kısa bir formatta ya da tamamen SEO odaklı Discover stiliyle yeniden düzenleyebilirim.