Her yıl 20 Mayıs’ta kutlanan Dünya Arı Günü, arıların ekosistem, biyolojik çeşitlilik ve gıda üretimi açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler tarafından resmen kabul edilen özel gün kapsamında dünya genelinde arıcılığın önemi yeniden gündeme gelirken, uzmanlar arı popülasyonundaki azalmanın küresel gıda güvenliği için ciddi risk oluşturduğunu vurguluyor. Türkiye ise hem bal üretimi hem de koloni sayısında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor.
Dünya Arı Günü nasıl ortaya çıktı?
20 Mayıs Dünya Arı Günü fikri ilk olarak Slovenya tarafından gündeme getirildi.
Arıcılık kültürüyle tanınan Slovenya’nın önerisi üzerine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2017 yılında aldığı kararla 20 Mayıs’ı resmi olarak “Dünya Arı Günü” ilan etti.
Tarihin seçilmesindeki en önemli neden ise modern arıcılığın öncülerinden kabul edilen Sloven arıcı Anton Janša’nın doğum günü olması oldu. Böylece arıların doğa ve insan yaşamındaki kritik rolüne küresel ölçekte dikkat çekilmesi hedeflendi.
Arılar neden bu kadar önemli?
Bilim insanlarına göre dünyadaki tarımsal üretimin büyük bölümü arılar ve diğer tozlayıcı canlılara bağlı olarak gerçekleşiyor.
Uzmanlar, dünya üzerindeki bitkisel üretimin yaklaşık yüzde 75’inin doğrudan ya da dolaylı olarak polinasyon süreçlerinden etkilendiğini belirtiyor.
Arılar yalnızca bal üretmiyor; meyve, sebze, yem bitkileri ve birçok tarım ürününün çoğalmasını sağlayarak ekosistemin devamlılığında temel rol üstleniyor.
Arı popülasyonundaki azalma ise hem tarımsal verimi hem de biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor.
Dünyada arı popülasyonu neden azalıyor?
Son yıllarda dünya genelinde arı ölümleri ve koloni kayıplarında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre pestisit kullanımı, iklim değişikliği, habitat kaybı, hava kirliliği, yanlış tarım uygulamaları ve hastalıklar arı nüfusunu tehdit eden temel unsurlar arasında yer alıyor.
Özellikle yoğun kimyasal kullanımının arıların yön bulma yeteneğini etkilediği ve kolonilerin çökmesine neden olduğu ifade ediliyor.
İklim değişikliğine bağlı sıcaklık dalgalanmalarının da çiçeklenme dönemlerini değiştirdiği, bunun arıların beslenme düzenini olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Türkiye arıcılıkta dünyanın önde gelen ülkeleri arasında
Türkiye, sahip olduğu coğrafi çeşitlilik ve zengin bitki örtüsü sayesinde dünya arıcılığında önemli ülkeler arasında gösteriliyor.
İbrahim Yumaklı tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’de yaklaşık 96 bin 646 arıcılık işletmesi bulunuyor.
Ülkede 8 milyon 817 binin üzerinde arılı kovan yer alırken, 2025 yılında toplam 97 bin 253 ton bal üretimi gerçekleştirildiği açıklandı.
Türkiye’nin koloni sayısı ve bal üretiminde dünyada ilk üçte, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise ilk sırada bulunduğu belirtiliyor.
Türkiye’nin bal çeşitliliği dikkat çekiyor
Türkiye, yalnızca üretim miktarıyla değil bal çeşitliliğiyle de öne çıkıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 39 coğrafi işaretli bal çeşidi bulunuyor.
Özellikle Muğla dünya çam balı üretiminde kritik merkez konumunda bulunuyor. Dünya çam balı üretiminin yaklaşık yüzde 90’ının Türkiye’de gerçekleştirildiği, bunun büyük bölümünün Muğla’dan karşılandığı ifade ediliyor.
Ayrıca Bingöl balı ve Yenice ıhlamur balı gibi ürünlerin Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret aldığı belirtiliyor.
Arıcılık yalnızca bal üretiminden ibaret değil
Uzmanlar, arıcılığın ekonomik değerinin yalnızca bal ile sınırlı olmadığını vurguluyor.
Propolis, polen, arı sütü ve arı zehri gibi arı ürünlerinin de sağlık, kozmetik ve gıda sektörlerinde yoğun şekilde kullanıldığı belirtiliyor.
Özellikle doğal ürünlere yönelik küresel talebin artmasıyla birlikte arı ürünlerinin ekonomik değerinin her geçen yıl yükseldiği ifade ediliyor.
Türkiye’de son yıllarda bu ürünlerin üretimini artırmaya yönelik projelerin de hız kazandığı kaydediliyor.
Devlet destekleri artırılıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından arıcılık sektörüne yönelik çeşitli destek programları uygulanıyor.
Kadın ve genç arıcılara ilave destek sağlanırken, gezginci arıcılık yapan üreticilere de ek teşvikler veriliyor.
Ayrıca organik üretim yapan arıcılara kovan başına destek ödemesi yapıldığı, yerli arı ırklarının korunmasına yönelik projelerin sürdürüldüğü belirtiliyor.
Üniversiteler ve arı yetiştiricileri birlikleriyle iş birliği içinde ana arı ıslah çalışmaları da yürütülüyor.
Uzmanlardan arıları koruma çağrısı
Uzmanlar, arıların korunmasının yalnızca arıcıların değil tüm toplumun sorumluluğu olduğunu belirtiyor.
Doğal yaşam alanlarının korunması, bilinçsiz pestisit kullanımının azaltılması ve çevre dostu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiği ifade ediliyor.
Ayrıca şehirlerde arılar için uygun bitki örtüsünün artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması çağrısı yapılıyor.
Bilim insanlarına göre arıların korunması, gelecekte gıda güvenliğinin sürdürülebilmesi açısından kritik önem taşıyor.