1. Trafiğe Çıkmadan Önce Kendinizi Değerlendirin
Kendinize güvenmiyorsanız, moraliniz çok bozuksa ya da kullanacağınız aracın özelliklerini yeterince bilmiyorsanız trafiğe çıkmayınız.
Hastanelerin mağazalar gibi vitrinleri olsaydı ve araç kullanacaklara mecburi ziyaret şartı konulsaydı, belki de trafik kazaları bu kadar fazla olmazdı.
Sürücü koltuğuna oturduğunuz andan itibaren zihninizdeki tüm düşünceleri bir kenara bırakmayı ve dikkatinizi yalnızca yola vermeyi alışkanlık hâline getiriniz. Dalgınlıkla yapılacak bir hatanın bedeli; canla, malla ve geride kalan tarifsiz acılarla ödenir.
“Babacığım, ne olur arabamızın kontağını çevirirken bizi düşün ve trafik kurallarına titizlikle uy. Çünkü seni çok seviyoruz ve sensiz bir hayat istemiyoruz.”
Usta sürücü; probleme giren değil, probleme girmemeyi başaran sürücüdür. Karşısına çıkabilecek tehlikeleri önceden görür, tedbirini zamanında alır ve sonradan sorunlarla uğraşmak zorunda kalmaz.
2. Emniyet Kemerini Alışkanlık Hâline Getirin
Emniyet kemeri kullanmayı alışkanlık hâline getiriniz. Kısa ya da uzun yol ayrımı yapmayınız; özellikle yolun son dakikalarında kemeri çözmek gibi büyük bir hataya düşmeyiniz.
Birçok sürücü, kısa mesafelerde emniyet kemerinin gereksiz olduğunu düşünmektedir. Oysa emniyet kemerinin en çok gerekli olduğu yolculuklar kısa mesafelerdir. Çünkü ölümlü trafik kazalarının büyük bölümü, sürücülerin evlerine 30–35 kilometre uzaklıkta ve 55–60 kilometre hızın altında gerçekleşmektedir.
Bazı sürücüler, düşük hızdaki çarpmalarda direksiyona veya araca tutunarak darbeyi azaltabileceklerine inanırlar. Oysa bunun için saniyenin çok küçük dilimlerinde hareket edebilmek ve olağanüstü güçlü kol kaslarına sahip olmak gerekir. İnsan kolları belirli bir gücün üzerindeki darbeye dayanamaz. Ancak 50 kilometre hızla gerçekleşen bir çarpışmada ortaya çıkan kuvvet tonlarla ifade edilir. Bu nedenle insan bedeni değil, yalnızca bu darbeye dayanacak şekilde tasarlanmış emniyet kemeri koruyucu olabilir.
Araştırmalar göstermektedir ki kaza anında en güvenli yer aracın içidir. Araçtan dışarı fırlayan bir kişinin ölüm riski, araç içinde kalanlara göre yaklaşık 25 kat daha fazladır. Çünkü dışarı fırlayan kişi çoğu zaman yumuşak bir zemine değil; cama, kaldırıma, başka bir araca veya sert bir yüzeye çarpar.
Ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların önemli bir kısmı kazayı ciddi zarar görmeden atlatırken, kemer kullanmayanlarda bu oran oldukça düşmektedir.
Çarpışma sırasında başın ani şekilde geriye savrulması sonucu oluşabilecek boyun kırıkları, felçler ve ölümler; doğru kullanılan koltuk başlıkları sayesinde önlenebilir. Elbette bunun için emniyet kemerinin takılı olması gerekir. Bu nedenle koltuk başlıklarını sökmeyelim ve onları yalnızca bir aksesuar olarak görmeyelim.
Unutmayınız:
Aracınız size çarpmaz; siz, aracınıza çarparsınız.
Eğer emniyet kemeri takmıyorsanız…
Ve eğer çarpmanın etkisiyle araçtan fırladıysanız, sıkça söylenen:
“Emniyet kemeri beni sıkıyor…” sözünü bir daha söyleme fırsatı bulamayabilirsiniz.
Ayrıca unutmayınız ki emniyet kemerleri, tekerlekli sandalyeler kadar sıkıcı ve bağlayıcı değildir.
TAVSİYE: ‘’Mahirane Söylemler, Susamak, Depremle Yaşamak, Kazalar Geliyorum Demez, Hayallerin Peşinde-1, Bir Ömrün Sessiz Notları, Diplomadan Önce’’ isimli kitaplarımı okumanızı ve evlatlarınıza da okutturmanızı gönülden tavsiye ederim. Bu eserleri, 536 568 11 41 numaralı telefondan bana ulaşarak imzalı olarak temin edebilirsiniz.