Gülmesi, sevinmesi dahi yasaklanan insanların yaşadığı Türkiye’de 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçimleri umudu yeniden yeşertti. Binali Yıldırım, bu defa kolları erkenden sıvayarak Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ettiğine göre, yeni bir mazbata krizi yaşanmayacak ve 31 Mart’tan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun çalınan koltuğu iade edilecektir.

Ancak seçim yarışını kazanmak, İstanbul’un dağ gibi sorunlarını çözmekle kıyaslandığında bir arpa boyu alınan yol sayılır. İstanbul’un RANT uğruna biçilen ormanları, yağmalanan tarihi dokusu, ihale vurgunları, kentsel dönüşüm meselesi, trafik cehennemi vs. konuları yan yana koyunca adeta ateşten bir gömlek…

31 Mart gecesi 17 yıldır ilk defa yüzü gülecek olan muhalefetten o mutluluk çalınmıştı. Kibirle baştan ayağa yıkanmış AKP iktidarı ve destekçileri, bundan önce kazandıkları her seçimin sonunda garip kutlamalar yaparlardı. Sabahlara kadar oluşturdukları araba konvoylarından havaya silahlarla ateş açarlar, bindikleri otomobillerin kornalarına hiç durmadan basarlardı. Arabaların camlarından ellerine parti bayrakları tutuşturdukları çocukları sarkıtarak oluşturdukları “gürültü konvoyları” ile sabahlara kadar bağırıp çağırırlardı. Kendileri dışında İstanbul’da yaşayan milyonlarca insandan habersiz gibilerdi. Güç zehirlenmesine yakalanan iktidar ve onun dalkavukları, görmezden geldikleri mutsuz çoğunluğun kararıyla İstanbul’da büyük darbe aldılar.

İstanbul halkı, kaybettiğini kabullenmeyen mağrur iktidara ikinci kez ve daha büyük bir darbe indirdi. Rant uğruna akla hayale gelmeyecek taklalar atan, oyları günlerce yeniden saydıran, kendi parti görevlilerinin de olduğu sandıklardan “oy çalındığını” iddia eden iktidarın maskesi düştü. Devlet yönetiminde Sayıştay raporlarına dayanan usulsüzlükler, İstanbul’da insanların hayal sınırlarını zorlayan ihaleler, yandaş müteahhitler silsilesinin zenginlikleri, bürokraside görev yapan yöneticilerin devlete fatura ettikleri kiralık lüks araç saltanatı gözler önüne serildi.

Ekonomi sıradan vatandaşlar açısından kötüye gidiyordu. Halk bir yıl içinde Türk Lirası’nın değer kaybetmesiyle daha da fakirleşiyordu. İşçiler işten çıkarılıyor, temel gıda maddeleri sürekli zamlanıyor, yasal takibe uğrayan kredi kartı borçlularının sayısı artıyordu. Oysaki krallık dönemlerini anımsatan mutlu ve zengin bir zümrenin lüks araç, rezidans, gemicik saltanatı devam ediyordu.

İktidar bloğunu oluşturan Cumhur İttifakının, muhalefet bloğunu oluşturan Millet İttifakını önce FETÖ ve PKK terör örgütünden destek almakla suçlaması, ardından hapiste bulunan PKK’nın terörist başı Öcalan’dan yasalara aykırı olarak mektup getirilerek HDP seçmeninden tarafsız kalmasının istenmesi, iktidara duyulan öfkeyi artırarak sandıkta Ekrem İMAMOĞLU lehine oyları patlattı. 31 Mart’ta kafa kafaya giden ve İmamoğlu’nun 14 bine yakın oy farkıyla kazanmasıyla sonuçlanan seçim, YSK’nın siyasi tavrıyla iptal edilmişti. 23 Haziran’da ise oylarını 800 bin civarında artırarak ve neredeyse her görüşten insanın oyunu alarak rakibine % 10’a yakın fark atan İmamoğlu, yeniden kazandı. Üstelik devlet imkanlarıyla donatılmış, resmi rakibi Binali Yıldırım’a ve gerçek rakibi Tayyip Erdoğan’a rağmen…

Ancak akılcı hareket eden iktidar, sadece Büyükşehir oylarını iptal ettirdi, ilçelerin oyları yenilenmedi. Bu durumda İBB’deki meclis üyeleri bir önceki seçim sonuçlarına göre oluşan iktidar çoğunluğuna dayanıyor. Bu durumda Tayyip Erdoğan’ın yandaşlarını teselli ederken İmamoğlu için kullandığı, “Topal ördek olacak.” sözü İmamoğlu’nun çalışmasını zora sokacaktır. Tıpkı, benzer şekilde göreve gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur YAVAŞ’ın kanuni yetkilerine dayanarak yaptığı atamanın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın genelgesiyle engellenmeye çalışılması gibi…

İmamoğlu koltuğuna oturduğunda, Ankara’da başlayan ihalelerin halka açık yapılması ve sosyal medyadan canlı yayınlanması uygulaması, İstanbul için de yapılacaktır. Bu durumda RANT tekerine çomak sokulacak ve asıl mücadele o zaman başlayacaktır. Öyle ya da böyle bu mücadele başlamak zorundadır.

Hayati öneme sahip İstanbul seçimlerinde sadece İstanbul değil, Türkiye büyük bir moral bulmuştur. Artık ülkenin kaynaklarını hortumlayan bir avuç zengin azınlık için kırmızı ışık yanmıştır. Seçim sürecinin uzaması onları daha da deşifre etmiş, ne yaptıklarını anlayamayan vatandaşlar bile gerçek yüzlerini görmüştür. İftiracılar, kazdıkları çukura kendileri düşmüşlerdir.

Bu başarı uğruna, kendi koltuklarını düşünmeden bu cerahati temizlemek için seçim işbirliği yapan CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral AKŞENER halkın takdirini kazanmışlardır. Onlar bu yolu açmasalardı, bu zafer kazanılamazdı.

Bu seçim aşırı uçların savaşıydı. Bir yanda kimsenin kendilerini fark etmediğini zanneden yalan makineleri, diğer yanda doğruları anlatmak için meydan meydan dolaşanlar vardı. Bir yanda devletin maddi desteğini sırtlamış din bezirganları, diğer yanda tırnaklarıyla kazıyarak hedefe varmaya çalışanlar vardı. Bir yanda medyayı ele geçiren iftiracılar, diğer yanda halkın medyası…

Ve alın teriyle kazanılmış bir zafer.

Umudumuz odur ki, bu başarı devlet yönetiminin ATATÜRK ilkeleri temeline yeniden oturtulmasıyla taçlansın. Bundan başka takip edilecek yolumuz yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.