“Öğretmenlik ömür boyu sürecek bir öğrenciliktir."

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’

Hz. Ali Efendimizin bu kısa sözünde çok büyük manalar yüklüdür. Her şeyden önce okumanın, ilim öğrenmenin, eğitimin önemi vurgulanmaktadır.

Bu sözde, insanlığın kurtuluş reçetesi İslam gelmeden önce köleliğin, beşeriyetin yaşadığı yüz karası bir dönem olduğu, kaldırılmasının da zor olduğu, kaldırılmasının ilimle, okumakla, eğitimle olacağı mesajı verilmektedir. Devletin başkanı, Halife Hz. Ali efendimiz insanın hakiki insan olmasının okumakla, öğrenmekle olacağını, insanın ancak doğruyu, yanlışı, güzeli, çirkini, haklıyı, haksızı, cehaleti, bilgili olmayı, adaletle hükmetmeyi bu şekilde başarabileceğini ifade etmektedir.

 Kur’an, "De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak aklıselim sahipleri öğüt alır." (Zümer, 39/9) buyururken, Hz. Ali (r.a) yukarıdaki özlü sözüyle, Dinini anlama ve anlatma adına hareket ettiğini gösterir.

Bilmek öğrenmekle olur. Öğrenme ve öğretmede, medeniyetlerin ilerlemesi ve yükselmesinin en önemli aktörleri hep öğretmenler olmuştur. Öğretmen, insan yetiştiren bir sanatkardır. Bu sanatın adı, eğitim, davranışları değiştirme sanatı. Kişide olumlu, faydalı davranışların yerleşmesi, olumsuz davranışların sonlandırılması amacıyla sürdürülen sistematik bir program, insanı insan yapan bir süreçtir. İnsanın insan olabilmesi, onun beşikten mezara kadar bir eğitim sürecinden geçmesini zorunlu kılar. Bu sürecin en önemli öğesi öğretmendir. Öğretmen, kendisine emanet edilen çocukların “insan” olarak yetişebilmeleri için onları maddi ve manevi açıdan sevgiyle şekillendirir. Bu, öğretmenlerin, birer sanatkâr olduklarının bir göstergesidir. Öğretmen, yaratılanların en şereflisi olan insanı yetiştiren, gelişimine katkı sağlayan ve terbiye eden sanatkardır.

"Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…" Atatürk 

24 Kasım 1928 tarihinde açılan Millet Mekteplerinde yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir.
Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri ( 24 Kasım Öğretmenler Günü ) olarak kutlanmaktadır.
24 Kasım Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günüdür.
Merhum Doğan Cüceloğlu’nun “Öğretmen Olmak Bir Can’a Dokunmak” isimli bir kitabı vardı. 
Öğretmen olmak, öğretmenlik yapmayı aşmak demektir.çünkü öğretmen olmak, öğretmenin, belirlenmiş görevlerin ötesine geçip hissederek, yaşayarak, kendisini adayarak, öğrencisiyle bütünleşerek var olmasıdır. Öğretmen olmak, öğretmenle öğrencinin birbirlerine hoşça bakabildikleri, öğretmenin öğrencide, öğrencinin öğretmende dirildiği, güçlü ve sahici bir aidiyettir.
Duygusal biriydi Doğan Hoca ve insanların kalbine dokunuyordu, Allah rahmet eylesin.Öğretmenlik mesleği diğer mesleklere benzemez çünkü karşınızda bir boş defter var ve onu şekillendirmek, geleceğe hazırlamak gibi önemli bir göreviniz vardır. İşte tam da bu sebeple herkes öğretmen olamaz, olmamalı. Eğitim hayatımızda birçok kazara öğretmen olmuş insanlar tanıdık ve maalesef bu gibi insanların yüzünden eğitim hayatımız sekteye uğradı ve daha sonra istediğimiz bölümlere gitmemize mani oldu bu durum. İnsanın kalbine dokunmak, gönlüne girmek çok önemli… İlkokul öğretmenleri benim için çok önemlidir, çünkü anne ve babadan sonra çocuğun ilk öğretmeni tam anlamıyla sınıf öğretmeni olmaktadır. Günümüzde anaokulu öğretmenlerini de unutmamak lazım ama ilkokul öğretmenleri bir başka. İyi bir öğretmene denk gelirseniz işte o zaman başlar çocukluk hayalleri.Eğitim bir gönül işidir. Öğretmen ile öğrenci arasında kurulan iletişim her şeyi tamamlar. Öğrencisinin zihninden önce gönlüne hitap eden öğretmen, demire şekil vermeden önce ısıtılması gerektiğinin bilincindedir. Çünkü Goethe’nin de dediği gibi, ‘İnsan ancak sevdiğinden bir şey öğrenir.’
Dünden bugüne bir çok öğretmen öğrenci hikayeleri olmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır:

ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ

Herkes o sıralardan geçti ama bunların hikayesi hem öğreten olarak hem öğrenen olarak çok farklı ve karşılıklıydı... Müthiş bir hikaye...

Okulun ilk günleri 5. Sınıfta öğretmen öğrencilerine klişe ve yalan dolu bir söz söyledi:
Hepinizi çok seviyorum... 
Ön sırada yana doğru kaykılmış bir öğrenci vardı. Adı Mustafa Yılmaz’dı...
Mediha öğretmen Mustafa Yılmaz’ı bir süre takip etmiş a-sosyal olduğunu, elbiselerinin kirli olduğunu fark etmişti. 
Mediha öğretmen Mustafa’nın kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne düşük not vermekten zevk alır hale gelmişti. 
Her öğrencinin geçmişine dair bilgileri okurken Mustafa’yı en sona bırakmıştı. Ve bir gün sıra ona geldi...
Öğretmenlerin notu
Mustafa'nın birinci sınıf öğretmeninin notu: Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli?
İkinci sınıf öğretmeninin notu: Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evdeki yaşamı mücadele içinde geçiyor.?Üçüncü sınıf öğretmenin notu: Mustafa'nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evdeki yaşamı yakında onu etkileyecek.
Mustafa’nın dördüncü sınıf öğretmeninin notu: Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor. 
Ve Mediha öğretmen Mustafa’nın yaşadıklarını okuduktan sonra kendisinden utandı. Ona önyargılı davrandığı ve baktığı için...
Mustafa'nın hediyesi
Bu olay öğretmeni çok etkiledi... Sürekli Mustafa’nın durumunu düşünür hale geldi... Öğrencilerden hediyeler geldiğinde Mustafa’nın hediyesi onun için önemliydi. 
Herkesin içerisinde Mustafa'nın hediyesi açtı... Marketten alınan bir kağıda özensizce sarılmış yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyrek dolu bir parfüm şişesi... Sınıftakiler gülmeye başlarken öğretmen bileziği takıp ne kadar güzel olduğunu söyledi... Parfümü bileklerine sıktı.. 
Ders bitip ayrılık vakti geldiğinde Mustafa öğretmenine şunu söyledi:
- Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.
Çocuklar gittikten sonra, Mediha öğretmen oturdu ağlamaya başladı...
O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı, insani boyutlara ve yaşanmışlıklara daha fazla önem verir oldu. Mustafa'ya özel ilgi gösterdi. Ki Mustafa da bu özel ilgiye karşılık veriyor sınıfın en zeki öğrencilerinden biri haline geliyordu. 
Okul bitti Mustafa yoluna gitti, Mediha öğretmen ise işine devam etti..
Bir sene sonra, Mediha öğretmenin kapısının altında Mustafa'dan bir not buldu... Notta Mustafa’nın yaşamındaki en iyi öğretmen olduğu yazıyordu.
Altı yıl sonra Mustafa'dan bir not daha aldı. Lise bitti,. Sınıfta üçüncü oldum... Hayatımdaki en iyi öğretmen sizsiniz. 
Yıllar sonra bir not daha: Fakülte bitti hayatımdaki en iyi öğretmen sizsiniz... 
Ve bu kez isminin önünde titri yazan ama içeriğinde hayatındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu belirten bir not daha... Prof. Dr. Mustafa Yılmaz...
Bir mektup daha... “Babamı bir kaç hafta önce kaybettim evlenme törenimde annemin yerine ayrılan koltukta oturur musunuz?”
Ve evlilik töreni... Mediha öğretmenin kolunda taşları düşmüş bilezik ve annesinin parfümünün kokusu...
Mustafa ile kucaklaşma sonrası doktor Mustafa’nın öğretmeninin kulağına fısıldadığı sözler: "Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim. Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim."
Ağlayan Mediha öğretmenin yanıtı: Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum..."

ATATÜRK’ÜN BİR TARİH ÖĞRETMENİNE ÖĞÜDÜ
 
Atatürk’ün, 2 Eylül 1928 de Gelibolu ve daha sonra 24 Aralık 1930 yılında Edirne Kız Öğretmen Okulu’nu ziyaretlerinde O’na çiçek sunduğunda, okuyunca ne olacaksın diye kendisine sorduğunda Tarih Öğretmeni olacağını söyleyen ve bunu başarıp II. Türk Tarih Kongresi’ne Gelibolu Orta Okulu Tarih Öğretmeni olarak katılan Refet Angın hatıralarında:
20-25 Eylül 1937 tarihleri arasında yapılan II. Türk Tarih Kongresi’ne Gelibolu Orta Okulu Tarih Öğretmeni olarak katılmış bulunuyordum. Dolmabahçe Sarayı’nda Kongre çalışmaları devam ederken Afet İnan Hanım, beni bir gün Atatürk’e şöyle tanıttı:
-          “Size, çiçeği burnunda bir Tarih Öğretmeni tanıtmak istiyorum.”
Atatürk, bu söz üzerine dedi ki:
-          “Çocuk, sen geç kalmışsın, ben, onu tanıyorum.”
Ben de:
-          “Paşam, ben emrinizi yerine getirdim ve Tarih Öğretmeni olarak hizmetinizdeyim.” dedim.
Atatürk:
-          “Bak, öğretmen okulu eğitim için yeterli değil, görev şimdi başlıyor. Şunu iyi bil ki, çok iyi bir öğretmen olacaksın. Çok okuyacaksın. Sen, zaten okuyorsun; ama, daha çok okuyacaksın. Öğrencilerini yarınlarımıza çok daha iyi yetiştireceksin. Onlara, Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi öğreteceksin. Ve bu arada Çanakkale Savaşları’nı da öğretmeyi sakın unutma !” dedi.
Ben:
-          “Efendim, biliyorsunuz, ben Geliboluluyum.” dedim.
Atatürk:
-          “Evet, biliyorum. Bak, çocuk; bunu neden söylüyorum? Bizi, bu günlere getiren Çanakkale Savaşları’dır. Eğer biz o savaşları kaybetmiş olsaydık, bugünkü bağımsız dünya toplulukları şimdiki gibi olmayacaktı.” diye konuşmasına devam etti.
Ben ise:
-          “Tamam, Paşam! Emredersiniz!” şeklinde karşılık veriyordum.
Atatürk, sözlerine şunları da ekledi:
-          “Bak, çocuk; sana bir şey daha söyleyeceğim: Hep birlikte başardığımız inkılâpları ve onun temeli olan ilkeleri sen yaşatacaksın. Gerektiğinde de bunlar için mücadele edeceksin. Bunları sakın ha, unutma!”
Ben: 
-          “Paşam, nasıl unuturum? Cumhuriyeti nasıl kazandık? Siz, Yüce Kahraman Atatürk’sünüz.” diye cevap verdim.
Atatürk, sözlerini şöyle bitirdi:
-          “Biliyorum, ama yine de unutma diyorum!”
25 Eylül 1937, Cumartesi

Atatürk döneminin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç,

Atatürk’e şu soruyu sorar?

Paşam Vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar olsun der…
Atatürk’ün cevabı:

Öğretmen maaşlarını geçmesin cevabını vermiştir…

Buda gösteriyor ki Atatürk’ün öğretmene ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir…

ATATÜRK'ÜN ÖĞRETMENLER İLE İLGİLİ SÖZLERİ

* Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.

* Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

* Yeni kuşak en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

* Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben, öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım zaferler, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir.

* Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmenlerdir.

* Öğretmenler; yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.

* Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

* Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.

* Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

* Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.

* Memleket evladı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.

* Cumhuriyet sizden 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür' nesiller ister.

* Eserinin üzerinde imzası olmayan yegane sanatkar öğretmendir.

* Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

* Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.

* En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.

* En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.

* Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.
 
HZ.MUHAMMED(s.a.v.) EĞİTİM İLE İLGİLİ SÖZLERİ

Peygamber efendimizin eğitim sözleri Ebu’d- Derya (r.a.) anlatıyor:

Resulullah (s.a.v.) şöyle dediğini işittim;

(Kim bir ilim öğrenmek için bir yola süluk (manevi yolculuğa) ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir)

“ Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da ilmi seven olacaksın…”

ÖĞRETMEN İLE İLGİLİ SÖZLER

Öğretmek iki defa öğrenmek demektir. J. Joured

Öğretmen ve ağaç ürünlerinden belli olur. Ukrayna Atasözü

Öğretmen nasılsa sınıf da öyledir. Alman Atasözü

Öğretmen mum gibidir, kendini tüketerek başkasına ışık verir.
Paolo Ruffini

Yeryüzünde, öğretmenlikten başka şerefli bir meslek tanımıyorum.
Romanos Diogenes

Dünyada, her şeye değer biçmek mümkündür; fakat öğretmenin eserine kıymet biçmek mümkün değildir; çünkü onun eseri hem hiçbir şey değildir hem her şeydir.
Socrates

İyi bir öğretmen, kendisini yavaş yavaş lüzumsuz yapabilen biridir.
Thomas J. Carruthers

Her zaman öğrenci olarak kalan, Öğretmenliğin kıdemli bir öğrencilik olduğunu hep hatırda tutan,aydınlık Türkiye'nin mimarlarını yetiştiren başta ilk okul öğretmenlerim SALİM DEMİR VE MUHİTTİN ÖZDEMİR Öğretmenlerim olmak üzere tüm ortaokul,lise,üniversite öğretmenlerimin Öğretmenler günü kutlu olsun....

İLİM BİZİM, FİKİR BİZİM, SÖZ BİZİM

Bu Dünyayı Dünya yapan âlimler
Kafalarda fikir bizim, yön bizim.
Karanlığı aydınlatan ilimler,
İlimleri ilim yapan, söz bizim.

Uygarlığa kucak açan yollara,
Kök salacak taze fidan dallara,
Her kuşakta söz söyleyen dillere,
Kamçılayıp kuvvet veren, hız bizim.

Bilgilerden çelenk yapar takarız,
Bir ateştir gönüllere yakarız,
İlimde, fikirde, sözde biz varız,
Uzakları yakın eden, göz bizim.

Andımız var cehaleti yenecek,
İlme düşman, kör kalpleri ezecek,
Kâinatın sırlarını çözecek,
Mucitlerin kafasında, öz bizim.

Başöğretmen Atatürk’ün izinde,
İmzamız var her konunun özünde,
Tezgâhların tarağında bezinde,
Nakış nakış işlenecek, tez bizim.
                                  Salim Demir 
                        24 Kasım 1987
                                
ÖĞRETMENİM

Sen asırlık çınar, ben de bir yaprak,
Dalında can buldum, ben öğretmenim.
Özünden öz kattın, serpildim coştum,
Ab-ı hayat pınarım, sen öğretmenim.

İnci dizdin dantel dantel işledin,
Nakkaş oldun, her zerremi süsledin,
Ben geliştim sen hayaller düşledin,
Gecemin ışığı, gün öğretmenim.

Nice fırtınalar sarsmadı seni,
Varlığın sımsıkı, hep sardı beni,
Senin ile aştım, her bir engeli,
Senin ismin bana ün öğretmenim.

Bir gün olur gurbet ele çıkarım,
Uzak diyarlara ateş yakarım,
Hakkı gözetirim, zulmü yıkarım,
Rehberim önderim can öğretmenim.
                               Salim Demir
                              24 Kasım 1990

ÖĞRETMENİN DÜNYASI 

Bana bu âlemde bir sır söyleyin,
Özünde öğretmen, özü olmasın.
İlmin sırlarını çözdüm diyenin,
Sözünde öğretmen, sözü olmasın.

Fizikçi, kimyager, feylesof olsa,
Edip, şair, ressam, pedagog olsa,
Bilimde teknikte zirveyi bulsa,
Tezinde öğretmen, tezi olmasın.

Kral olsa, Dünyalara hükmetse,
Kâşif olup, Ummanları keşfetse,
Kâinatı fersah fersah kat etse,
Yolunda öğretmen, izi olmasın.

Mimar olsa şaheserler yaratsa,
Bilge olsa, kul’a Hak’kı aratsa,
Kalpleri fethedip, yola çıkartsa,
Sırrında öğretmen, gizi olmasın.

Salim Demir
24 Kasım 1992