Önceki yazımızda 2004 yılında gerçekleştirilen İkinci Tarım Şurası’nda alınan kararları sıralamıştık ve şuranın amacının Türkiye’nin AB’ye üyelik statüsü kazandığı durumda “tarım sektörünü ve dinamiklerini rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir üretim yapısına sahip” bir tarım sektörü oluşturulmaya dayandırıldığını belirtmiştik. Dolayısıyla AB’nin tarımsal yapısına uyumlandıracak ve rekabet şartlarını kendi lehine çevirecek bir dönüşüm ve gelişmenin ortaya çıkarılması söz konusudur ve esasen bir bakıma Türkiye, AB ile üyelik müzakereleri kapsamında tarım sektörünün fotoğrafını çekmek ve müzakerelere hazır hale gelmek için gerekli koşulları ortaya koyan bir yol haritası ortaya koymayı amaçlamıştır.

Bu çerçevede bilindiği gibi AB-Türkiye arasındaki üyelik müzakereleri ise 3 Ekim 2005'te başlamış ve bu amaçla Türkiye için bir müzakere çerçevesi kabul edilmişti. Müzakereye konu ilk fasıl olan “Bilim ve Araştırma” olarak belirlense de 12 Haziran 2006 tarihinde geçici olarak kapatıldı. Kasım 2006 tarihinde ise malların serbest dolaşımı ile ilgili kısıtlamalar konusunda Avrupa Birliği taşıdığı endişeleri ifade ederek Türkiye'nin Ankara Anlaşması'nın Ek Protokolünü imzalayarak taahhüt ettiği ulaşım araçlarına yönelik kısıtlamalara yer vermiş, ancak herhangi bir çözüm sağlanamamıştır. Sonrasında ise; Türkiye'nin Güney Kıbrıs Cumhuriyeti'ne yönelik kısıtlamaları nedeniyle Avrupa Birliği Konseyi 14-15 Aralık 2006 tarihinde müzakereleri (1.Fasıl: Malların serbest dolaşımı; 3.Fasıl: İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Özgürlüğü, 9.Fasıl: Mali hizmetler, 11.Fasıl: Tarım ve kırsal kalkınma, 13.Fasıl: Balıkçılık, 14.Fasıl: Ulaştırma politikası, 29. Fasıl Gümrük Birliği, 30. Fasıl Dış İlişkiler) askıya alınmıştır(ABTD, 2020). Tarım ve Kırsal Kalkınmayı kapsayan 11.Fasıl, sonrasında açılmamış, yeni konularla birlikte fikri mülkiyet, gıda güvenliği, bilim ve araştırma, tüketici ve sağlığının korunması ve bölgesel politikalar gibi 15 fasıl ise 2006-2016 yılları arasında açılmıştır. Görüldüğü 2.Tarım Şurası esasen AB müzakerelerinde Türkiye’nin pozisyonunu değerlendirerek rekabet sağlamak üzere stratejiler belirlemiş olsa da müzakere kapsamında tarımın yer almaması nedeniyle bir bakıma alınan kararlar AB mevzuatıyla karşılaştırılarak test edilememiştir. Ancak ikinci şura Türkiye’nin AB üyelik sürecinde alması gereken karaların tartışılmasına yol açması bakımından önemli olmuştur ve her ne kadar müzakere süreci çalışmasa da Şura’da alınan kararların hayata geçirilerek eksikliklerin giderilmesi ve farkındalık oluşturulması yönünde önemli gelişmeler sağlanmıştır.

Somut Değişim ve Gelişmeler

İkinci tarım Şurası sonrasında ortaya çıkan somut değişim ve gelişmelere önemli sayıda örnek verilebilir. Bunlardan bir kaçı üzerinde durmakta yarar olacaktır.

Esasen her ülke tarım sektörünün hedeflerini ortaya koyan ve politikalarının dayanağını oluşturan bir “Tarım Kanunu”na ihtiyaç duyar ve zaten vardır. 2004 yılına gelindiğinde Türkiye’nin tarım sektörünü bir bütün olarak ele alan ve somut politikaları ifade eden bir “Tarım Kanunu” yoktur ve bu gerçek karşısında şurada alınan kararlar mevzuat ve yasal altyapı üzerinde önemle durmayı gerektirmiştir, denilebilir. Dolayısıyla ikinci şura karaları arasında mevzuat önemli bir yer tutmuştur.

Bu çerçevede 18 Nisan 2006 tarihinde 5488 sayı ile Tarım Kanunu çıkarılmıştır. “Tarım sektörünün ve kırsal alanın, kalkınma plân ve stratejileri doğrultusunda geliştirilmesi ve desteklenmesi için gerekli politikaların tespit edilmesi ve düzenlemelerin yapılması” amacına odaklanan kanunda; tarım politikasının temel ilkeleri ise “Tarımsal üretim ve kalkınmada bütüncül yaklaşım, Uluslararası taahhütlere uyum, Piyasa mekanizmalarını bozmayacak destekleme araçlarının kullanımı, Örgütlülük ve kurumsallaşma, Özel sektörün rolünün artırılması, Sürdürülebilirlik, insan sağlığı ve çevreye duyarlılık, Yerinden yönetim, Katılımcılık, Şeffaflık ve bilgilendirmek” şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca söz konusu tarım politikalarının öncelikleri ise aşağıda sıralandığı gibi 15 maddede ifade edilmiştir. Bunlar şöyledir:

a) Tarımsal üretimde verimlilik, ürün çeşitliliği, kalite ve rekabet gücünün yükseltilmesi.

b) Yeterli ve güvenilir gıda arzının sağlanması.

c) Tarımsal işletmelerin altyapılarının geliştirilmesi.

ç) Tarımsal faaliyetlerde bilgi ve uygun teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması.

d) Tarımsal girdi ve ürün piyasalarının geliştirilmesi ve üretim-pazar entegrasyonunun sağlanması.

e) Tarımsal üretimin tarım-sanayi entegrasyonunu sağlayacak şekilde yönlendirilmesi.

f) Tarım sektörünün kredi ve finansman ihtiyacının karşılanmasına ilişkin düzenlemeler yapılması.

g) Destekleme ve yönlendirme tedbirlerinin alınması.

ğ) Doğal afetler ve hayvan hastalıklarına karşı risk yönetimi mekanizmalarının geliştirilmesi.

h) Kırsal hayatın sosyo-ekonomik açıdan geliştirilmesi.

ı) Üretici örgütlenmesinin geliştirilmesi.

i) Tarım bilgi sistemlerinin kurulması ve kullanılması.

j) Toplulaştırma, arazi kullanım plânının yapılması ve ekonomik büyüklükteki tarım işletmelerinin oluşturulması.

k) Toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi ve rasyonel kullanımı.

l) Avrupa Birliğine uyum sürecindeki gelişmelerden doğacak ihtiyaçları karşılayabilecek şekilde ortak piyasa düzenlerinin öngördüğü, idarî ve hukukî düzenlemelerin yapılması.

Tarım Kanunu dikkatle incelendiğinde 2. Tarım Şurasında öne çıkan konuların doğrudan veya dolaylı olarak Tarım Kanunu’nda yer bulduğu görülmektedir. Bu kapsamda kanunda hedeflenen alanlarda gelişmenin altyapısının oluşturulduğu görülmektedir. Buna göre Kanun’da 8.Maddeden itibaren aşağıdaki önemli konular yer almıştır;

  • Bakanlık, tarım sektörünün ihtiyaç duyduğu tarımsal bilgi ve teknolojilerin yurt içinde geliştirilmesi, bu bilgi ve teknolojilerin yurt dışından transfer edilerek denenmesi ve adaptasyonu ile yayımını sağlamak için, kamu ve özel sektörün tarımsal araştırma faaliyetlerini verimli ve etkin kılacak tedbirleri alır.
  • Çiftçi eğitimi, özel yayım ve danışmanlık hizmetleri çalışma esas ve usûlleri ile ilgili diğer şartlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik çıkarılması(8/9/2006 tarihinde Tarımsal yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Düzenlenmesine dair Yönetmelik çıkarılmıştır).
  • Biyolojik çeşitlilik, genetik kaynakların korunması ve biyogüvenliğin sağlanması
  • ulusal tarım politikaları çerçevesinde çalışmalar yapmak üzere ürün bazında üreticiler, tüccarlar, sanayiciler ve/veya bunların oluşturdukları birlikler ile kamu ve araştırma kurumları, meslek odaları ve dernekler bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz ürün konseyleri kurabilirler.
  • Üretici ve yetiştiricilerin çeşitli kanunlara dayanarak kurdukları tarımsal amaçlı kooperatif ve birliklerin faaliyetlerinin tarım politikaları doğrultusunda desteklenmesini ve yönlendirilmesini, ilgili bakanlık ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapmaya
  • tarım sektöründe sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için gerekli düzenlemeleri yapar. Sözleşmeli üretimi özendirmek üzere üreticilere, bu Kanunla belirtilen desteklerin verilmesinde öncelik tanınır.
  • Tarımsal üretimin kendi ekolojisine uygun alanlarda yoğunlaşması, desteklenmesi, örgütlenmesi, ihtisaslaşması ve entegre bir şekilde yürütülmesi için tarım havzaları, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir
  • Bakanlık, kırsal alanlarda tarım ve tarım dışı istihdamın geliştirilmesi, gelirlerin artırılması ve farklılaştırılması, kadın ve genç nüfusun eğitim ve girişimcilik düzeyinin yükseltilmesine yönelik tedbirleri alır.

Sonrasında ise Tarım Kanunu esas alınarak ilgili pek çok yasal düzenleme gerçekleştirilmiştir. Buna örnek olarak; 3 Temmuz 2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 1 inci maddesi başta olmak üzere önemli sayıdaki maddesi 30 Nisan 2014 tarihinde 6537 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. “Bu Kanunun amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemektir.” şeklinde ifade edilmişti ve tarım arazilerinin düzenlenmesi ve korunmasına yönelik önemli kararlar bulunmaktadır. Buna göre; “Kanunla; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esaslar yanında, Asgari tarımsal arazi büyüklüğü(üretim faaliyet ve girdileri rasyonel ve ekonomik olarak kullanıldığı takdirde, bir tarımsal arazide elde edilen verimliliğin, söz konusu tarımsal arazinin daha fazla küçülmesi hâlinde elde edilemeyeceği Bakanlıkça belirlenen en küçük tarımsal parsel büyüklüğünü),Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü(bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak il ve ilçelerin belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerini), Yan sınai işletme(yeter gelirli tarımsal arazilere ait ürün depolama, koruma, işleme ve pazarlama gibi faaliyetlere yönelik tesisleri)lerin tanımı yapılmıştır. Yine en önemli yapısal sorunlardan biri olan tarım arazilerinin bölünmesi ve küçülmesini önlemeye yönelik olarak Asgari tarımsal arazi büyüklükleri belirlenmiştir. Buna göre asgari tarımsal arazi büyüklüğü mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük olamaz, şeklindedir. Görüldüğü gibi tarımsal yapıya yönelik önemli kararlar söz konusudur.

Somut değişim ve gelişmeye bir diğer örnek olarak Tarımsal Yayım ve Danışmanlık alanında şura sonrası yayınlanan yönetmelik ve sonrasındaki gelişmeler verilebilir.

AB ve diğer ülkelerde kıra yönelik yayım(eğitim) ve danışmanlık faaliyetleri farklı yapıya sahip kuruluşlar tarafından yürütülmektedir. Ancak yine de tarımsal yayım çalışmaları yüksek oranda kamu tarafından ve özellikle tarım bakanlıklara bağlı olarak yürütülmektedir. Bununla birlikte devlete bağlı olmayan kuruluşlardan üretici organizasyonları, özel danışmanlık birimleri ve diğer kuruluşlar tarafından da yayım hizmeti “tarım danışmanlığı” adı altında sunulmaktadır. 1990’lardan itibaren Batı Avrupa’da yaygın olan çoğulcu yayım sisteminin Doğu Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşmaya başladığı görülmektedir. Bu kapsamda Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ziraat odaları, üretici birlikleri ve özel tarımsal danışmanlık birimleri üreticilere yönelik yayım hizmetinin sunulmasında çok önemli rol ve işlevlere sahiptir. Aynı şekilde Türkiye’de de 8 Eylül 2006 tarihinde çıkarılan “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Düzenlenmesine Dair Yönetmelik” çerçevesinde ziraat odaları ve diğer üretici örgütleri, özel sektör ve özel girişimin de sürece dahil edilerek çoğulcu yayım sistemini kurmak yönünde önemli bir süreç başlatılmıştır. Dolayısıyla ikinci tarım şurasını takiben çıkarılan söz konusu yönetmelik “Tarım Kanunu”na dayandırılmış ve aynı yıl içinde çıkarılmıştır. Böylece gelişmiş dünyada da olduğu gibi Türkiye’de de tarımda üreticilere yönelik uzman bilginin kamu dışında özel danışmanlık ve üretici kuruluşları tarafından verilmesinin de önü açılmış ve “çoğulcu yayım sistemi”nin ülkede yerleşmesi için önemli bir süreç başlamıştır.

Kaynaklar

ABTD (2020). AB-Türkiye Mevcut Durum. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu. Erişim:15.02.2020. https://www.avrupa.info.tr/tr/mevcut-durum-742.

Anonim (2006) Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Düzenlemesine Dair Yönetmelik, 8 Eylül 2006. (http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/27149.html)

Özçatalbaş, O. (2004). II. Tarım Şurası Çalışma Belgesi, IX Komisyon, Tarımsal Öğretim-Eğitim, Yayım ve Araştırma-Geliştirme. Erişim:02.02.2020. https://www.researchgate.net/ publication/251814548 _II_Tarim _Surasi_Calisma_Belgesi_IX_Komisyon_Tarimsal_Ogretim-Egitim_Yayim_ve_Arastirma-Gelistirme veya https://www.academia.edu/23377766/II._Tar%C4%B1m_%C5%9Euras%C4%B1_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma_Belgesi_IX_Komisyon_Tar%C4%B1msal_%C3%96%C4%9Fretim-E%C4%9Fitim _Yay%C4%B1m_ve _Ara%C5%9Ft%C4%B1rma-Geli%C5%9Ftirme

Özçatalbaş, O., Y. Gürgen.(1998) Tarımsal Yayım ve Haberleşme. Baki Kitabevi. ISBN: 975- 72024-02-3, Adana.

Resmi Gazete (2006). Tarım Kanunu. (Kanun No.5488 Kabul Tarihi : 18/4/2006). Erişim:02.02.2020. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/04/20060425-1.htm

Resmi Gazete (2014) Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun. (Kanun No.6537 Kabul Tarihi : 30/4/2014). Erişim:02.02.2020. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/05/20140515-1.htm.

Swanson, B.E, B.J. Farner, R. Bahal (1990) The Current Status of Agricultural Extension Worldwide. Global Consultation on Agricultural Extension 4-8 Aralık 1989. Rome-Italy.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.