Yılların içinde yaşarken hayatımıza girip çıkanlar olur. Kimi sessiz sedasız hayatımıza girer.

Yine sessiz sedasız çıkar. Yada hayatımıza patır kütür istemediğimiz halde girenleri hayatımızdan çıkarırken anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan gelir. Kalbimiz kırılır. Hayallerimiz elimizden alınır. Bazen de bir el dokunur hayatınıza aslında oturup belki de beraber şöyle karşılıklı bir keder yada keyif çayı içemediğiniz insanın telefon numarasını ne zaman kaydettiğinizi bile hatırlayamıyorken, sizin hayatınıza öyle bir dokunur ki, en zor, en kötü en Umutsuz, en çıldırmış çaresizliğin içinden çekip aldığında günler sonra aklımıza gelir bir kuru teşekkür etmek İŞTE O ZAMAN kendinize EYVAH dersiniz telefonda neler söylediğiniz aklınıza gelir konu HAYATTIR, KONU ÖLÜM KALIM MESELESİDİR, konu İNSANLIKTIR.

Ve o çaresizlikten umut yolculuğunda olan hayatınızın akışında –Ben dersiniz eşeklik yaptım galiba, ulan dersiniz neler söylemişim telefonda, özür dilemeliyim telaşı ile telefona sarılırsınız içinizden sövse haklı adam, kızsa eyvallah.

-ALO

-ABİ NASILSIN diyen o sevgi dolu ses kulaklarınıza gelir.

-Ben özür dilerim dersiniz, Biraz mahcup, biraz üzgün ses tonu ile karşınızdaki ses sorar yengem nasıl? Boş ver ne özrü, canını sıkma sen der.

-ÇOK İYİ dersiniz önce ALLAH sonra sizler sayesinde iyileşecek inşallah. Dersiniz abi teşekküre falan gerek yok ben ne yaptım ki?

Telefon kapanmadan derki 24 saat benim telefonum herkese açık, ihtiyaç olunca ara meşgul isem boşa çıkınca sana dönerim diye tembihler üstelik. Telefonumun elimde kaldığını hatırlıyorum.

Partisine muhalif biriyim, adam akrabam değil, bir kez oturup ta ben karşılıklı keyif çayı içtiğimi hatırlamıyorum. Yeri geldiğinde milletvekili olduğu partiyi fena yazıyorum.

Adamda kin yok. Düşmanlık yok, TAM ÇORUMLU.

Adamda yetki desen var güç desen var. VE BENİM ÇOCUKLARIMIN ANASI ÖLMESİN DİYE ÇIRPINIYOR. AMBULANS EN KISA ZAMANDA GELDİ, ANKARAYA SEVK ev ANKARADA HASTAHANENİN KAPILARINI SONUNA KADAR AÇTI, YATAK BULDU HASTAMIZA, üstelik karşılıkta beklemiyor. Aradan tam nerde ise 5 yıl sonra bu yazımı AHMET SAMİ CEYLAN için yazıyorum.

Bu yiğidi eleştirenlere bakıyorum, ayaklarını törende morende saygısızca uzatıp oturuyormuş, OTURSUN.

Çok lakayt konuşuyormuş KONUŞSUN.

Her işe karışıyormuş KARIŞSIN.

Çok kişiden partili olsun, karşı muhalif olsun çok kişiden hayatına dokunduğu insanlardan MEHMET SATICI’DAN (Mehmet Satıcı ile bir sohbetim var mı hatırlamıyorum) bu gün AHMET SAMİ CEYLAN’I dinledim. AMBULANS, HASTANEDE YER TEMİNİ ve ne gerekiyorsa o ama en önemlisi dostluk, içtenlik göstermiş helal olsun GÖBEL’E dedim. Tam Çorumlu hatta kahraman Çorumlu. Gurur duydum bir kez daha. SENİ SEVİYORUM AHMET SAMİ CEYLAN, karşılıklı bir bardak çay içme zamanı gelmişte geçiyor. Hayat bu ölüm var. Şunu konuşalım MEHMET SATICI kardeşimin torunu bana ulaşan bilgilere göre anne karnında ihmalden öldü! Konu yargıya taşınacak elbette belki Mehmet Satıcı kardeşim aklına galipte söylemeyi unutmuş olabilir, bu süreçte desteğine ihtiyaç olabilir. Ben mi? Ben konunun yakından takipçisi olacağım söz verdim.

Bu arada AK PARTİ'YE YANLIŞLARINDA MUHALİFLİĞİM DEVAM EDECEK. Kimse merak etmesin. Ben sadece şunu diyorum elimizdeki değerlerin kıymetini bilelim, GEÇ OLMADAN.

AĞAH KAFKAS CAN DOSTUM SENDE HAKKINI HELAL ET DOSTUM.

AHMET SAMİ CEYLAN VE SEN DOSTUM VAR OLUNUZ. SİZLER ÖNCE ALLAH SONRA SİZLER SAYESİNDE ÇOCUKLARIMIN BAŞINDA ANNELERİ. Hadi bunu da yazayım eşim ile evliliğimizin 14 Mayıs 2019 günü 30 yıl bitiyor. HAKKINIZI ÖDEMEK ZOR. Duygularım çok yoğun. İYİKİ HAYATIMIZA DOKUNDUNUZ CAN DOSTLARIM İYİ Kİ.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.