Havalar ayaz…
Mevsim zemheri...
Mevsimler kişiliğini gösterecek…
Kış ayazını, yaz kavrukluğunu sunacak insanoğluna…
Hayat her zaman bahar olmuyor ki…
İnsan da mevsimlerden geçerken biriktirdikleri kadar insandır…
Yaşarken çıkardığımız derslerdir ömrümüzün biriktirdiği…
Anılardır…
Unutamadıklarımız… Belki hiç hatırlamadıklarımız…
İz bırakan olaylar…
Damga vuran kişilerdir… Heybemizdekiler…
Heybelerimizdekini de kışın dökeriz ortalığa…

***
Yaşadıklarımız dedim ya birikimlerimiz…
Unutamadıklarımız vardır… Beynimize mıh gibi çakılıverir…
İşte size kısaca bende yer eden bir anımdan bahsedeceğim…
Belki sorumluluğun verdiği ağırlık belliğimde yer tutmuştur…
Benim çocukluğum Toros Dağları’nın tepesinde bir dağ köyünde geçti…
Babam yurt dışında çalışıyordu…
Babamın nenesi ile geniş aile ortamında aynı evde yaşıyorduk…
Çok güzel günlerdi…
Büyük nenemin dokuz çocuğu olmuş ama hepsini kaybetmiş…
Dedemse askere gitmiş bir daha dönmemiş…
Babamın annesi de ölünce nenem, hayattaki tek bağı sadece torunuyla, babam kalmış yanında…
Onu gözünden esirgemiş…
Köyümüzde o zaman okul olmadığından başka yere okumaya göndermemiş… Ama babam kaçmış ve okul olan köyde okuma yazmayı öğrenmiş… Kendine yetecek kadar…
Ondandır belki bizim okumamız için çırpınışı… Canım babam…
Nenemle mezar ziyaretine gittiğimizde anasının mezarının başında dualar okurduk…
BEN ÖLÜNCE BENİ ANNEMİN MEZARININ ÜZERİNE KOYUN derdi…
1971 senesinde nenem hakkın rahmetine kavuştu…
Babam ise yurt dışında…
Haber verme olanağımız yok…
Nenemin vasiyeti yerine getirilecek, anacığının mezarı üzerine defnedilecek…
Kimse mezarı bilmiyor…
Ben biliyorum dedim…
Ve nenem, mezar açıldı o mezarın üzerine kondu…
Ben ise her gece yatarken acaba doğru mezara mı kondu? Diye uyuyamazdım…
Ta ki babam gelene kadar…
Babam nenesini kaybettiği izine geldiğinde öğrendi…
Beraber mezarlığa gittik, ben mezarı gösterdiğimde, evet bu mezar dedi…
Bir derin oh çektim…
Doğru mezara defnedilmişti…
Aylarca uykusuz geçen gecelerim boşunaymış… Küçük bedenin yükü uçup gidiverdi.

***
Ocak başında, sobanın sıcağında anlatılan hikâyelerin tadı takıldı bu ara zihnime…
En çok da kış günleridir aileyi, eşi, dostu, akrabayı, arkadaşı bir araya getiren…
Birde soba varsa, üzerinde kestane pişiyorsa keyfin hanıdır…
Biz böyle güzelliklerle büyüdük…
Çocuklarımıza anlatırken bu güzellikleri bir daha yaşıyoruz… Geçen gece olduğu gibi…
Bizim çocuklar çocuklarına ne anlatacaklar ki?
İnternette nasıl sanal yaşadıklarını mı?
Bu günleri arayacaklar mı? Merak ediyorum…
Kalın sağlıcakla__Heybelerimize Güzel Anılar Toplayalım__